TırhandilC.jpg

Gövde Tırhandil

Kayığımızın gövde biçimi tırhandil 

Tırhandil

Foto Naftotopos adlı Yunan sitesinin arşivinden 

Tırhandil Ege Denizi’yle bütünleşmiş, Ege'nin en tanıdık ve en ünlü yerel kayığı, kayık gövdesidir. Arşiv belgelerinde ilk kez 1658’de beliriyor.

 

Gövde antik çağ ticari yelkenlilerini anımsatıyor. Ama kıç bodoslaması ve dümeni 1200-1300’lerden sonrasına ait olduğunu gösteriyor.  Daha önce kıç dümeni yok Akdeniz'de, Kuzey Avrupa'dan geliyor.

Önemli bir dönüm noktası. Dümeni kıça bodoslamaya alınca tüm kıç tasarımı da değişiyor, güçlendirilmesi gerekiyor. Daha iyi su akışı için de değişiklikler yapılıyor ve sonunda tırhandil doğuyor. Ama kavisli başı ve borda çalımı, yani ortada suya doğru alçalması antik çağın devamı gibi.  

 

Böyle bakıldığında iki farklı tekne yapımcılık kültürünün buluşmasını temsil ediyor: Kuzey Avrupa ve Akdeniz. Bir sentez. Bodrum da dahil tüm Ege'ye yayılıyor.

 

Bodrum'da bu dönemde tırhandil yapılıp yapılmadığını bilmiyoruz ama Cumhuriyet döneminde ilk kez 1933'de yapılıyor. Girit göçmeni  Nami'nin Mehmet yapıyor. Kumbahçe mahallesinde. Başka bir Girit göçmenine, sünger tüccarı Ali Cengiz'e. Bu Türkiye'nin ilk tırhandili de olabilir. 

 

Güzel bir öyküsü var Nami'nin Mehmet'in tırhandil yapmayı öğrenmesinin ve ilk tırhandili yapmasının. En sonda bu öyküyü okuyabilirsiniz.  

Tırhandil01.jpg

Tırhandil sözcüğü Yunanca trehandiriden geliyor.

 

Bir görüşe göre Yunanca trekandini Türkçede tırhandile dönüşmüş. Trekandini'nin Yunanca üçe bir anlamındaki trekena'dan geldiği söyleniyor. Tartışmaya açık ama eğer tam açılımı tre kai ena ise, bunun Türkçesi "üç ve bir".

 

Oysa Yunanlılara göre, koşmak, koşucu vb anlamlara gelen trexo'dan türemiş trexandiri. X harfi h olarak okunuyor Yunancada. Oradan da tırhandile dönüşmesi pek zor değil; trekena-trekandini'den çok daha olası.

 

Bodrum'da sözcük üç farklı şekilde söyleniyor: tirandil, tırhandil, tırhandıl. İlki en yenisi. Diğer ikisi, Yunanca biçime çok daha yakın. Tırhandıl'i daha çok Girit kökenliler ve özellikle de yaşlı kuşaklar söylüyor. Bu projede tırhandili kullanıyoruz. 

Projemizin Kayığı 

Projemizin kayığının gövdesi tırhandil ve yapımına Nami'nin Mehmet Usta'nın torunu Mehmet Uyav’la başladık.

 

Bu her şeyden önce sembolik açıdan anlamlıydı bizim için.  Ama en az bunun kadar önemli başka bir husus daha var.

 

Projemizin ilk hedefi 1930’lardan bir kayığı özgün haliyle yapmak. Motor zaten olmayacak ama yelkenlimizin özgünlüğünü hem gövde hem de armada yakalamamız gerekiyordu. 

 

Yapım tekniğinde özgünlük aramıyoruz. Amacımız bu değil. Çünkü bugünün teknik ve malzemesi seksen yıl önce olsaydı, ustalar hiç düşünmeden kullanırlardı.

 

Biz daha çok tasarımla, gövde ve armayı özgün çizgileriyle yakalamakla ilgileniyoruz.

 

Mehmet Usta'yla çalışmayı, 1930'ların tırhandiline ya da o dönemin tirhandillerinden birine ulaşma ihtimalini arttırdığı için seçtik. Aile olarak dış etkilere daha kapalı bir ortamda çalışmış olduklarından, bu seçimimizin bizi, ilk tırhandili yapan Nami’nin Mehmet’in Türkiye’ye getirdiği geleneğe daha fazla yaklaştıracağını düşündük.

Kayığımızın ana postaları yerleştirilirken

20210216_104000.jpg

En doğru tırhandili bulma iddiasında değiliz. Her usta tırhandiline onu tırhandil yapan sınırlar arasında kalarak kendi yorumunu katabilir.

 

En doğrusu bu demek zor, ancak bu, şu dönemin veya bu ustanın tırhandili denebilir.  

 

Bu açıdan bakıldığında biz de belli bir dönemin ve geleneğin tırhandilini yakalamak istiyoruz.

 

Elbette Mehmet Uyav ustanın da kendi yorumu var. Onun tırhandili bugünkülere göre daha enli veya karınlı ve daha derin.

Aslında bu tamamen Mehmet Usta'nın yorumu da değil. Babası ve dedesi de aynı şekilde yaparlarmış. Dedesi bu işi Kalimnos adasında öğrendiğine göre, bu gelenek doğrudan bu adadan geliyor.

 

Biz de yelken dönemi kayığı yaptığımıza göre, bu tam da istediğimiz tırhandil.

Kayığımızın postalarının çoğu yerleşmiş halde

Araştırmalar tırhandilin aslında daha enli ve derin olduğunu gösteriyor. Bu konudaki çalışmalarıyla bilinen Yunan araştırmacı Damianidis tırhandilin motor dönemine kadar daha derin yapıldığını söylüyor. Ulaşabildiğimiz eski fotoğraflar da bunu doğruluyor. 

Bu proje ticari bir girişim değil; amaç bir mavi yolculuk gezi teknesi yapmak değil. Bir yandan geleneksel denizcilik araştırmaları yapacağız, bir yandan da doğa ve denize duyarlılığı arttırma amaçlı seyirler düzenleyeceğiz.

01B.jpg

Tırhandilimizin omurga ve bodoslamaları

Tırhandilimiz 11.5 m ve çoktan başladık yapımına.

 

Düz güverte, ambarlı. İçinde motor yok. Yukarıda gözüken pervane kısmı doldurulacak. 1930'ların geleneksel kayığı olacağından, güvertede kamara da yok. 

Yaşam alanına gelince, tuvaleti kesinlikle olacak. Demirlediğimizde güverte üstü tenteyle kapatılacak. Ambara zamanla tek kişilik yataklar da yerleştireceğiz.  

Ufak bir mutfağımız ve masamız da olacak.

 

Bu kayıkta konfor ön planda değilse de seyirlere katılanlar için minimum düzeyde rahatlık sağlanacak.

Araştırma seyirlerinde elektrik gerektiren araçlar kullanılacak. Telefonsuz dışarı çıkan var mı ki artık? Bunu güneş panelleriyle çözeceğiz ama görünümü bozmadan.  

 

Teknolojik seyir aksamı olmayacak. Sadece harita, pusula, paralel ve haliyle seyir fenerleri. 

_DSC5172.jpg

Nami'nin Mehmet Usta ve İlk Tırhandil

Nami'nin Mehmet Usta Bodrum'un Cumhuriyet dönemi ilk tekne ustası. Babası Girit Hanya'dan Nami Kaptan. Peramasıyla Girit, Pire, İskenderiye arasında seferler yapıyor, yük taşıyor. 

 

Aile Girit'ten göçmek zorunda kalıyor. 1923-24 Mübadelesi'nden önce. Çünkü Nami’nin Mehmet 1905 Bodrum doğumlu.

Mehmet Bodrum'da büyüyor. Denize hevesli. Kendine bir tırhandil yapmak istiyor.  Deniyor, baktı ki olmayacak, bu işin inceliklerini öğrenmek için kalkıp o sırada İtalyanların egemenliğindeki Kalimnos adasına gidiyor. Bodrum'un hemen karşısı.

 

Girit göçmeni olduğundan Yunancası var ama Kalimnoslu ustalar yüz vermiyorlar. O da gizli gizli, hatta bazen bir ağaçtan izliyor onları.

 

Ardından geri dönüyor ve ilk kayığını yapıyor. Babası pek beğenmiyor, mavnaya benzetiyor. Sinirlenen Mehmet bunun üzerine ateşe vermeye kalkışıyor ilk kayığını ama arkadaşları yüzdürmeye razı ediyor.

 

Denize inen kayık gerçekten de güzel çıkıyor, isim yapıyor. Adını Semerrei Sebat koyuyorlar. Yunanlılar da görüyor kayığı ve çok beğeniyorlar. Satın alıp yerine başkasını veriyorlar ve böylece Nami'nin Mehmet Usta'nın tekne yapımcılığı başlıyor. 

 

Bir gün başka bir Girit göçmeni Bodrumlu girişimci Ali Cengiz, tekne yapabildiğini duyunca Mehmet Usta'dan bir tırhandil istiyor. Bodrum’da Kumbahçe mahallesinde Ali Cengiz’in evinin önünde yapıyor.

 

Böylece Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinin ilk tırhandili yapılıyor. 10.5 metrelik Atilla 1933’te denize iniyor.  Ardından çeşitli tırhandiller ve baltabaşlar yapıyor.

 

Bir süre sonra Güllük'te daha fazla gelecek gördüğünden orada çalışmaya başlıyor. Sonunda tamamen yerleşerek üç kuşak boyunca sürecek aile işini başlatıyor.

Nami'nin Mehmet Usta