10386273_10154969662515243_1704058265946

Kayığımız
Gövde 
ve Arma

Sakoleva Tırhandil.  Kayığımızın 

gövdesi ve yelken armaları

Foto: Timuçin Binder. Aganta tırhandili Bodrum İçmeler'de.

Motorsuz Ekolojik Kayık, Tırhandil Gövde 
Geleneksel Sakoleva Arma
Sakoleva Tırhandil

Kayık

Kayık_EskiB.jpg

İlk önce Kayık diyerek başlıyoruz. Projemizde kullanacağımız aracımızın tipi bir kayık. Tekne değil. Denizciliğe, özellikle de geleneksel denizciliğe aşina olmayanlar için kayık ufak bir şeydir, bir sandal. Oysa kayık aynı zamanda bir teknik terimdir.

Komşumuz Yunanlar hâlâ bu anlamda kullanıyor. Bizde de kayık terimi kullanılıyor ama teknik anlamı biraz kaybolmuş. Nedir bu teknik farklılık?

Eğer bir deniz aracı çift başlıysa, yani başı kıçı bir ise ve bunlar sivrilerek sonlanıyorsa bu bir kayıktır. Her boyda olabilir. Örneğin, bizim kayığımız 11.5 metre boyunda.

Kayık üzerine daha fazla tarihsel ve etimolojik bilgi için:

Tırhandil Gövde

Kayık_EskiB.jpg

Kayık genel bir kategoridir, çeşitli gövde biçimlerinden oluşan bir kategori. Perama, tırhandil, çırnık, kancabaş vb gibi. Bunların arasında bir tek tırhandil hâlâ yapılıyor. Bu suların geçmişiyle neredeyse tek bağlantımız. Biraz da bu yüzden tırhandili seçtik.

Bugün yaygın ama yanlış kanıya göre tırhandilin tek bir oranı olduğu düşünülüyor. Üçe bir. Doğru değil. Çeşitliliği sevmeyen modern aklın icadı bence. İlla tek bir “doğru” boyutu olacak. Araştırmalar öyle olmadığını gösteriyor. Üçe bir, yani %33, %30 daha çok bir üst limit. İsminin etimolojik kökeniyle de ilgisi yok. Dolayısıyla bir alt limit de var ve bu, eski fotoğraflar ve özellikle de Yunan ustalarla yapılmış çalışmalara göre %40, %45 arası. Bu iki rakam arasında, dar ve geniş gövdeli farklı tırhandiller yapılagelmiş.

 

Her iki tırhandil tipi de Bodrum’a gelmiş. Ama herhalde süngercilikten dolayı olsa gerek dar gövde daha çok tercih edilmiş. Tabii genel tekne yapımcılığı açısından bakıldığında aslında dar olan da o kadar dar değil. Bir yelkenli ancak dörde bir oranında olunca dar gövdeli kabul ediliyor.  

İlgi alanım bu geniş gövde. Tırhandilin ilk başta geniş gövdeli olarak yapıldığını ve sonradan daha dar versiyonunun geliştirildiğini düşünüyorum. Yanılıyor olabilirim ama sonuçta geniş gövdeli tırhandiller var ve bu projede bu tırhandilin yelken performansını incelemek istiyorum. O yüzden Bodrum yöresinde bu tür tırhandili yapmış olan Nami’nin Mehmet’in formasını seçtik.

Tırhandilin kısa tarihi üzerine daha fazla bilgi için:

Kayığımızın gövdesinin yapımı için bakınız:

Motorsuz Ekolojik Yelkenli

Kayık_EskiB.jpg

Kayığımızın en önemli özelliği ekolojik, yani doğaya uyumlu olması. Doğaya uyumdan genelde günlük çöpüne dikkat etmeyi anlıyoruz ama bundan ibaret değil. Doğaya uyumlu olmak için iki şeye dikkat etmek şart: Karbon ayak izi ve ekolojik ayak izi.

İlki doğrudan karbon salınımlarıyla ilgili, yani atmosfere zarar veren ne kadar gaz ürettiğimizle. İkincisiyle doğayı ne kadar kullandığımızla, yani doğal kaynakları ne kadar tükettiğimizle. İlla ki tüketeceğiz, bu her canlının doğasında olan bir şey. Önemli olan, bu tüketimi ne kadar en az zarar veren düzeye çektiğimiz.

Umursamayabiliriz. Keyfimiz veya çeşitli şeylerden aldığımız hazlar çok daha önemli olabilir. Ya da keyfimizi en az zarar veren şekilde yaşamayı seçebiliriz. Bu projede ikinciyi seçtik.

 

Bu konuyu başka bir yerde daha ayrıntılı işlediğim için burada kısa geçeceğim. Motordan vazgeçtik. Hava atmak için değil, seçtiğimiz yaşam felsefesinden dolayı. Böylece karbon izimiz epeyce düşüyor. Ama tek başına bu yeterli değil, ekolojik ayak izi de önemli. O yüzden yerel ve geleneksel malzeme ve yapım teknikleriyle sınırladık kayığımızın yapımını.

Örneğin, dışarıdan ithal ağaç kullandığınızda onun buraya getirmek için tüketilen yakıtı da hesaba katmanız gerekiyor. Ya da daha etkili bir yapım malzemesini kullanırken, onun üretilmesi için gerekli enerji tüketimini de düşünmelisiniz. Bunlar hem ekolojik ayak izini hem de karbon ayak izini etkileyen etmenler. Bu kayıkta elden geldiğince bunlara dikkat ettik, ediyoruz, edeceğiz.  

            

Ekolojik yelkenli ve ekolojik yaşam hakkında daha fazla bilgi için:

Sakoleva Arma - Geleneksel Kayık

Kayık_EskiB.jpg

Ekolojik denge ve ilişkilerin korunması bu proje için çok önemli olunca, haliyle eskiye gittik. Motorsuz kayıklar çağına, yelken çağına. 1930’lar öncesine. O dönemin kayığını yapmaya çalışıyoruz.

Yelken tek hareket gücümüz. O günün yelken armalarına başvurduk. Modern bir arma da seçebilirdik. Markoni yelken örneğin. Yerelle sınırladık tercihimizi, çünkü ekolojik ayak izini düşük tutmanın önemli bir bileşeni de yerel kalmak.

Tabii markoni yelkeni artık burada yapabildiğimiz de söylenebilir ama başka etmenler de var geçmiş armaları tercih etmemizde. Daha alçak armalar bunlar. Eğer özel bir sebebiniz yoksa alçak arma da yol aldırıyor. Alçak arma olduğu için de binen yükler de düşük oluyor. Bu da hem malzeme kullanımını azaltıyor hem de dış malzemeye bağımlılığı. Basit teknolojilerin ekolojik ve dolayısıyla karbon ayak izleri çok daha düşük.

Ayrıca bu yelken armaları, orsaya gitmek hariç markoniden daha iyi performans gösteriyorlar. Doğa için, daha ekolojik yaşam için daha düşük orsa seyrini tercih ettik.

Yöremizde en çok kullanılmış üç arma var: Sakoleva, latin ve pıraçera. Kayığımızın ana arması, bunların en eskisi olan sakoleva olacak. Ama yelken arması çalışmalarımız için diğer ikisini de kullanacağız.           

Sakoleva ve diğer geleneksel armalar için:

Kayığımızın armasının yapımı için bakınız: 

Sakoleva Tırhandil

Bodrum_1934.jpg

Projemizin bir esin kaynağı da var. Aslında birden fazla esin kaynağından bahsedebiliriz. En başta da doğa gelecektir benim için. Belki sadece dağlar da olabilir. Dağlar mı?

 

Garip değil mi, gözünü neredeyse denizde açmış birisinin dağlar demesi? Ben de anlayamıyorum. Acaba yaşadığım, büyüdüğüm, kendimi bulduğum coğrafyada denizin arkasında hep dağları görmüş olmam olabilir mi?

 

Ya da denizde yol alırken, özellikle kıyıdan uzaklaşmışken, göremezken kıyıyı, her seferinde heyecanla bir dağın zirvesini beklemek olabilir mi? Örneğin seferden Bodrum'a dönerken, uzun bir aradan sonra, ilk önce Bodrum'un dağlarını görmem olurdu beni sevindiren. 

Konudan uzaklaştım. Evet, dağlar da olabilirdi garip bir şekilde bu projenin esin kaynağı. Ama hayır, bir arma oldu, sakoleva yelken arması ve bunun tırhandil gövdeyle birleşmiş versiyonu, artık esamesi okunmayan bir Ege yelkenlisi. Projeye ilk hareketi veren bu yelkenliyi öğrenme arzum oldu. Onu ilk önce Ege sonra da Bodrum'da ararken içimde bir tutku oluştu geleneksel iş kayıklarına ve özellikle de sakoleva tırhandile karşı. Bu bölüm onun, 1934 tarihli fotoğraftan Kayık1934'ün çıkışının öyküsü. 

Projenin esin kaynağı Sakoleva Tırhandille tanışma öyküm için