top of page
10801958_10204421914939966_1489566063125

Seyirler ve Doğa Keşifleri 

Okul Gemisi mi olsun? Hayır, Doğallaşma Gemisi 

Denizcilikte bir Okul Gemisi kavramı vardır. Bir zamanlar tamamen yelkenli olan bu okul gemileri deniz subayı yetiştirmek için kullanılmıştır ve bazı ülkeler hâlâ sürdürmektedir bunu. 

Kayık bir okul gemisi olmayacak ama turistik gezi teknesi de olmayacak. Herkes çalışacak. O yüzden de illa ki denizcilik ve eğitimi olacak. 

Asıl amaç doğayla ve doğallıkla buluşmak. Bu anlamda bir okul gemisine benzeyebilir ama ben doğallaşma gemisi terimini tercih ediyorum. Çünkü kafamda bir okul öğrenimine benzer bir şey yok. İlla bir şeyler öğrenilecekse bunun deneyimleyerek ve yaşayarak, yani doğal ve doğaya uygun yapılmasından tarafım.

 

Kayık, bir doğallaşma alanı ve dolayısıyla doğal bir alan olacak. Yani burada yaşayacağım deneyimlerle deniz, doğa ve en önemlisi de kendi bedenim üzerinden doğallığımla ve bu sayede de yerküreyle yeniden bağlantıya geçecek, bu gezegenin bir parçası olarak olması gerekeni yakalayacağım. Bu deneyim benim gibi düşünen herkese açık olacak. Böylece yaşadığımız dünyaya kendimizi merkeze koymadan, kendimizi en üstün ilan etmeden bakmayı, ekolojik yaklaşmayı öğreneceğiz. Bunu yaşayarak yapacağız. 

Doğallaşma Etkinlikleri - Deniz Seyirleri, Doğa Yürüyüş ve Keşifleri

Bir doğallaşma gemisi olarak üç farklı kategori düşündüm. Aşağıda açıklıyorum.

 

Bunları deniz seyirleri, doğa yürüyüşleri ve entelektüel/kültürel keşifler halinde hayata geçireceğim. Bu etkinlikler sadece bu projeyi destekleyenlere ve muhtemelen eğitim amaçlı ziyaretçilere (öğrenciler ve gençler gibi) açık olacak. 

Hepsinin ortak özelliği bedensel ve paylaşımcı olmaları. Yani hareket edeceğiz. En başta yelkenlimizi bir yerden bir yere götürmek için. Teknolojik modern bir yelkenli değil, bedenlerimizi kullanacağız. Beraber çalışacağız,  yelkenlimizin sunduğu alanı paylaşacağız.

 

Ardından doğa yürüyüşleri ve keşifleri. Yürüyeceğiz, tırmanacağız, atlayıp sıçrayacağız. Klasik turistik doğa gezilerinde olduğu oturup seyretmeyeceğiz. Yorulacağız, terleyeceğiz ama bugüne kadar hep gözlemlediğim gibi sonunda epey keyif alacağız.

 

Sadece bu değil tabii, bedenlerimiz doğaya, doğallığa ve yerküreye ulaşma ve bağlantı kurmada yegane ve olması gereken aracımız. Bedenlerimizle hissedecek, algılayacak ve öğreneceğiz. Öğreneceğiz, çünkü modern insanlar olarak bu çoktandır kopmuş olduğumuz dünyayı yeniden öğrenmemiz gerekiyor.  

1970'ler Mavi Yolculuk. Deniz ve doğayla tanışmamı sağlamış olan Odysseus'la Çatı koyunda. 

Doğa ve Doğallığa Dönüş Seyirleri: Kayık1934'ün en temel hedefi. Hem bedenen hem de kafaca doğallığa dönüş. Basit bir doğa ziyareti şeklinde değil. Ayrı düştüğümüz doğallıkla ve dolayısıyla yerküreyle bedensel ve düşünsel bağlantıya geçmek, yerküreye hem eylemsel hem de felsefi yaklaşmak. 

Denizcilik Seyirleri: Burada ana hedef geleneksel denizcilik kültürü. Doğal ve bedensel denizcilik. Seksen yıl öncesini yaşatan motorsuz bir yelkenliyle seyir yapmayı öğrenecek, bunun keyfini yaşayacağız.  

Kültürel Seyirler: Bu seyirleri en ilk mavi yolculukların, yani Halikarnas Balıkçısı ve arkadaşlarının mavi yolculuk geleneğinin devamı olarak düşündüm.  Yine motorsuz yelkenli deneyimi ve yine bedenlerimizi kullanacağız haliyle. Ama diğer iki kategoriden farklı olarak bizden öncekilerin kültürel, tarihsel ve felsefi izleri üzerinde yoğunlaşacağız. 

 

Daha ayrıntılı açıklamalar aşağıda.  Şu anda sadece bu projeyi desteklemek isteyenlerin yaptıkları desteklerin karşılığı olarak hazırladığım seyir ve yürüyüş etkinlikleri var. Bunları Destek sayfasında görebilirsiniz. Denize indikten sonra yeni seyirleri etkinlikler sayfasında ilan edeceğim. 

 

Doğa ve Doğallığa Dönüş Seyirleri

Hedefimiz, insanın on binlerce yıl doğa ve doğallıkla var olmuş ekolojik bağlantısı, bedenlerimiz üzerinden doğallık ve yerküreyle yeniden buluşmak.

Bu bağlantının kopması bugün modern yaşam dediğimiz krizi yaratmıştır. Asıl kriz bu. Sürekli mutlu olmaya çalışmak ama bir türlü olamamak, daimi doyumsuzluk hali. Ekolojik krizlerimizin baş sebebi bu, bizim doğallığımızdan kopmuş olmamız.

 

Doğa deyince dışımızda olan bir şey gelir aklımıza. Kentlerimizin, uygarlığımızın dışında. Oysa o aynı zamanda içimizdedir. Doğadan geliyoruz. Bedenimiz doğanın ürünü. 

Dolayısıyla doğaya gitmenin ilk adımı bedenimizle, yani içimizdeki doğa ve doğallıkla tanışmak. Bedenlerimizi evrildiği ortama, yani o "dışımızdaki" doğallığa götüreceğiz. İki parçayı birleştireceğiz. Hem eylemsel hem de düşünsel anlamda.

 

Kollarımızı, bacaklarımızı, kafamızı kullanacağız. Yürüyeceğiz, tırmanacağız, gözlemleyeceğiz, dinleyeceğiz, bakacağız, koklayacağız. Beraber çalışacak, beraber aynı alanda yatacak, beraber yiyip içecek ve beraber eğleneceğiz. Eşyasız, teknolojisiz, bedenlerimiz ve zihinlerimizle baş başa. 

44879714_10156958695431802_2994535032237

Bazı araştırmacılar asıl bilinçaltının bedenlerimiz olduğunu söylüyor. Eğer dinlemesini, algılamasını bilirsek bedenlerimiz ne yapmamız, nasıl yaşamamız gerektiğini çok iyi biliyor. Bu etkinliklerde bu bağlantıyı yeniden kurmaya çalışacağız. Öyle mistik veya spiritüalist bir şey değil, tamamen doğal yaşayarak ve bedenlerimizi kullanarak ve paylaşarak. Ve tabii düşünerek, sohbet ederek, öğrenerek.  

Denizcilik Seyirleri

Geleneksel denizcilik, yani bedensel ve doğal denizcilik. Çıtayı yükseltmek isteyenler için. Amaç, motorsuz ve teknolojisiz yelken denizciliği kültürünü yaşamak. 

Çeşitli atölyelerimiz olacak. İlk önce dil. Zengin bir denizcilik dilimiz var, onunla başlayacağız.  Denizcilik bağları, halat örmesi, kasa yapması, makaraları sapanlama, palangalar, arma kurma ve bakımı. 

Kayıkta yaşayacak, birlikte çalışacak ve paylaşacağız. Yelken açıp toplayacak, gerekirse direğe çıkacağız. Her şey kol gücüyle. Sadece makara ve palangalar.  

Dümen yok, yeke var. Pusula ve harita. Bazen de sadece doğayla yön bulacağız. Geceleriyse yıldızlardan. Havayı, bulutları, dalgaları öğreneceğiz, deniz ve rüzgar patikalarıyla tanışacağız.  

Kısacası bedensel denizciliği doya doya yaşayacağız. 

12140040_10152993336746910_5433642434429

Bodrum'dan Vapora Kaptan'ın tırhandili. Küpeştesinde saitası. Muhtemelen 1940'lar veya biraz öncesi. 

Kültürel Seyirler

Bunlar da Doğallığa Dönüş etkinliklerimize benzer. Hem bedensel hem de düşünsel. Ama burada hedefimiz bizden öncekilerin izlerini sürmek ve bunlar üzerine düşünmek, bu izleri yorumlamak. 

Yine yelken açacağız, yine birlikte götüreceğiz kayığı ve onu yine birlikte yaşayacak ve paylaşacağız. Ama arkeoloji ve tarih konuşacağız. Felsefe ve sanat konularına gireceğiz. Çevremizdeki kalıntıları keşfedeceğiz. 

Biraz 1940'larda motorsuz bir şekilde denize açılmış Halikarnas Balıkçısı ve ilk mavi yolcular gibi olacağız. Yürüyüşlerimizi kültürel ve tarihsel sohbetlerle zenginleştireceğiz. Ama eleştirel yaklaşmayı unutmadan, yeniden yorumlamadan korkmadan. Sorarak, irdeleyerek ve bazen de karşı çıkarak.

 

Bazen arkeoloji, antropoloji ve tarih eğitimi almış ben, bazen de yine aynı şekilde donanımlı konuklarımız da dahil olacak bu sohbetlerimize. Bazen de tek bir tema üzerinde daha yoğun entelektüel ve sanatsal atölyeler de yapacağız.

Bodrum_Paluko_edited.jpg

Halikarnas Balıkçısı ve arkadaşlarının ilk ve son derece basit Mavi Yolculuklarından bir fotoğraf.

bottom of page