top of page
Harita_Bodrum_01A_edited.png

Kayık1934

Bir Doğala Dönüş Girişimi

motorsuz ekolojik yelkenli

T. Spratt tarafından yapılmış 1847 tarihli Birleşik Krallık Admiralti haritasında Bodrum tasviri

Doğallığa Dönüş - Motorsuz Ekolojik Yelkenli

"İşte bu proje her şeyden önce bu çelişkiden, yıllarca iki arada bir derede kalmamdan doğdu. İki dünyalılık beni, kendi mutluluğum için bir seçim yapmaya zorladı.

Sonunda böyle bir ‘yeter artık’ projesi çıktı."

Başaltından Güverteye - İlk Dünyam, İlk Habitatım  

"On yaşında tanıştım denizle. Bodrum'da mavi yolculukların ilk yılları. ​Boştu koylar, kıyılar. Günlerce ne bir tekne ne de bir insan görürdük. Ufak bir miço, çalışıyordum, yoruluyordum. 

 

​Denizde ilk gecem başaltını göstermişti babam, yatmam için. Vakit gelince girdim, uzandım ranzama. Uzandım uzanmasına da tavanla aramda on santim ya var ya yok. Sanki bir tabuttaydım.
 

Yok, dedim, olmayacak. Aldım yatağımı, çıktım güverteye. Serdim bir güzel ve tekrar başımı yastığa koydum. Koydum ve öyle kaldım. Binlerce yıldız bana bakıyordu.  Ben de onlara. Şaşkın şaşkın  seyrettim bir süre, gözlerim kapanana kadar. Bir daha başaltına dönmedim."        

Yıllarca yattım o güvertede. Tepemde yıldızlardan bir kubbe, etrafımda çam ağaçları, dalları denizle sarmaş dolaş. Ve rüzgâr, bazen bir ninni gibi sessiz bazense aman aman, gecede üç kez uyandırıp taradık mı diye baktıran, en yakın dostum rüzgâr.

 

Yılın en az beş ayı neredeyse tamamen doğadaydım. Epeyce bakirdi de o zamanlar. O kadar bakirdi ki, her ne kadar kendimi evimdeymiş gibi hissetsem de bazen sıkıldığım da olurdu sürekli bu derece insansız bir ortamda olmaktan. O yüzden birkaç saatliğine de olsa, şanslıysam bütün gün, limanlara uğramak iyi gelirdi. Nereden bilebilirdim yıllar sonra epeyce değişeceğini, kısmen kaybolacağını o dünyanın ve özleyeceğimi.

İçinde büyürken her yeri kendi yaşadığı gibi sanıyor insan. Tamam, kışlık yaşam alanım bakir doğa değildi ama o kadar uzak da değildi doğadan. Çok sürmedi gerçi anlamam, gezegenimizin her yerinin aynı olmadığını, yerküremizde iki farklı dünya bulunduğunu. Zamanla ilk dünyamı terk edip yıllarca o diğer dünyada yaşamak zorunda kaldım. Beceremedim ama sanırım. Pek uyum sağlayamadım, hep bir sorun hissettim o dünyayla aramda.  

Timuçin Binder Cihat Kurutaş Odysseus 1970ler

Baba oğul seferde. Cihat Kaptan (Kurutaş)

Projenin Özü: Doğallığa Dönüş, Yeniden Doğallaşma

Latmos_Şelale

İşte bu proje her şeyden önce bu çelişkiden, yıllarca iki arada bir derede kalmamdan doğdu. İki dünyalılık beni, kendi mutluluğum için bir seçim yapmaya zorladı. Sonunda böyle bir ‘yeter artık’ projesi çıktı. Aslında proje dememeliyim, daha çok yeni bir şey kurma, yeni bir şey başlatma, yeni bir seçenek sunma girişimi. İlk önce kendi mutluluğum için, ardından da aynı çelişkiden rahatsız olanlar için.

Ben bu seçeneği doğallığa dönüş veya yeniden doğallaşma olarak adlandırıyorum. Kayık1934’ü de, yani bu motorsuz ekolojik yelkenliyi, bunun öncülüğünü yapacak ve böyle bir seçimle ilgileneceklere açık olacak ufak bir alan, sonunda doğal bir habitata dönüşecek bir alan olarak düşündüm. Umudum, zamanla bu tür alanların sayısının artması ve belki bir doğallaşma kültürüne dönüşmesi.

 

İlla bir motorsuz yelkenli olması gerekmiyordu. Bu benim tercihim. Karada da olabilir böyle bir alan. Belki ileride onu da denerim. Önemli olan, alanın bir doğallaşma, bir doğala dönüş habitatı ve kültürü sunacak şekilde tasarlanması. Bu asıl hedef ama kayık1934 sadece bu olmayacak, bazı yan uğraşlar da içerecek.

Foto: Aşkın Karaduman. Arkadaşlar Wendy ve Shadow

Yan Hedefler: Anıt-Kayık ve Denizcilik Araştırmaları

Anıt-Kayık

Yaklaşık yüz yıl öncenin yelkenlisini yapıyorum. Bir sakoleva tırhandil. Artık olmayan bir tür, yelken çağı türü. Motorsuz bir tür yani. Ben de motor koymayacağım. Bugünün teknolojisini de istemiyorum.

 

Sadece yelkenler ve onları idare eden kafa ve bedenle gidecek. Doğala dönüş felsefesi de bunu gerektiriyor zaten, böyle bir yelkenli.

 

Bu kadar eski bir yelkenli türünü geri getirmekte olduğum için de haliyle hem Bodrum hem de Ege denizciliğine geçmişten çok güzel bir armağan olacak. Bodrum, replika da olsa bir anıt-kayık kazanacak. Bir hedefim bu: unutulmuş denizciliğimize yüzen bir anıt.

Kayık_Kuşbakışı

Foto: Çetin Akıncı. Kayığı inşa ettiğim zeytinlik

Sakoleva_Bocurumlu_edited.jpg

Laboratuvar-Kayık: Denizcilik ve Yelken Araştırmaları

Yelkenlimizin kendisi gibi yelkeni de yüz yıl öncesinden bir tür. Sakoleva veya tulum yelken, son dört kuşaktır hiç kimsenin görmediği bir yelken türü.

 

Bunu kullanacağım, modern yelken türlerini değil. Dolayısıyla, denizciliğimiz de motorsuz çağ denizciliği olacak, doğal denizcilik, beden ve kafayla yapılan.

 

Geçmişin yelken türleri ve armaları özel ilgi ve araştırma alanım. Araştırmalarıma böyle gerçek bir yelkenlide sürdüreceğim. Kayık1934 bunları çalışacağımız ve öğreneceğimiz bir laboratuvar-kayık da olacak. İkinci hedef de bu.

Planlanan Yelkenli 

Ana Hedef: Doğallığa Dönüş ve Doğallaşma Etkinlikleri 

Doğallaşmanın ilk adımı da bedenlerimize dönmek. Dolayısıyla doğallaşma etkinlikleri her şeyden önce bedensellik, (...). Kayığı biz götüreceğiz, herhangi bir teknolojik güç değil. Rüzgâr ve biz. Yelkenleri biz açacağız. Halatlara biz asılacağız. Demiri biz atacak ve çekeceğiz. Ne yelkenlimiz birilerinin hizmet ettiği bir gezi teknesi olacak ne de bu etkinlikler birer turistik tur.

Gelelim Kayık1934’ün ana hedefine, doğallaşmaya, ve bu amaç bağlamında gerçekleştirilecek etkinliklere.

 

Kayık1934 her şeyden önce bir keşif, bir boşluğu, bir yabancılaşmayı doldurmak için gerçekleştirilen bir keşif. Hedef, kendimizi keşfetmek, içimizdeki doğal insanı, doğanın yaptığı insanı keşfetmek, içimizdeki ve dışımızdaki doğal ritimleri keşfetmek için bir yolculuğa çıkmak.

 

Doğa çeşitli ritimler içeriyor. Örneğin, mevsimler, örneğin gece ve gündüz, örneğin rüzgârlar ve daha bir yığın ritim. Aynı şekilde bedenlerimiz de. Bedensel, zihinsel ve cinsel döngülerimiz.

 

Bu ikisini birleştirmeyi başardığımızda bedensel ve dolayısıyla kişisel mutluluğu yakalıyoruz. Uzun süredir bunlar bozuk. Bunu düzeltmenin yolu doğallaşmak.

 

Doğallaşmanın ilk adımı da bedenlerimize dönmek. Dolayısıyla doğallaşma etkinlikleri her şeyden önce bedensellik, yani ortalamanın üzerinde fiziksellik içerecek. Doğayla bağlantımızın yolu bedenlerimiz.

 

Kayığı biz götüreceğiz, herhangi bir teknolojik güç değil. Rüzgâr ve biz. Yelkenleri biz açacağız. Halatlara biz asılacağız. Demiri biz atacak ve çekeceğiz. Ne yelkenlimiz birilerinin hizmet ettiği bir gezi teknesi olacak ne de bu etkinlikler birer turistik tur.  

Doğaya_Dönüş

Foto: Metin Göncü. Latmos'a çıkış. 

44859944_10156958696856802_1274867780897734656_n.jpg

Beraber pişireceğiz, beraber yiyeceğiz, beraber temizleyeceğiz, beraber uyuyacağız, güvertede karanlıkta veya ay ışığında ve şafakla uyanacağız. Konforu geride bırakıp basit koşullarda yaşayacağız. Özel kamaralar olmayacak, açık alanlarda yaşayacağız. Hem kendi bedenlerimizle baş başa kalacağız hem diğer bedenlerle ve de doğayla, onun sesleri ve ritimleriyle.

 

Duyularımız ve sezgilerimiz harekete geçecek, kaslarımızı tanıyacak, oynak bir ortamda hareket etmesini öğrenecek, tırmanacağız, sıçrayıp atlayacağız. Bir hayvan gibi havayı koklayacak, okuyacak, hayvansal yanımıza geri dönecek, doğa koşullarında minimum teknolojiyle yol alacağız.

 

Samimi olmasını, bir diğerine açılmasını deneyimleyeceğiz, korkmadan, tedbir almadan. Dikey değil yatay toplumsallaşmayı, güvenmeyi ve dayanışmayı öğreneceğiz. Ama en önemlisi hem kayıkta yelken açarak hem de dağlarda yürüyerek doğallaşmanın en harika sonucu doğayla tanışacağız ve de bedenlerimizle girdiğimiz tüm bu etkileşimlerin bize verdiği keyifle.

 

Bu arada öğreneceğiz de. Beden sadece kas ve kemik değil, beyin de var. Yelken seyirlerimiz ve doğa yürüyüşlerimize ek doğa, doğallık, ekoloji, felsefe, sanat, psikoloji, antropoloji, arkeoloji, mitoloji, yıldızlar, tarih vb konularının tartışılacağı etkileşimsel atölyeler ve söyleşiler de olacak. Kayıkta ve doğada.   

 

Bu etkinliklerin nihai sonucu olarak zamanla bir topluluğun ortaya çıkmasını hedefledim. Olur veya olmaz, zaman gösterecek. Belli değerlerin içselleştirilmesi ve en önemlisi bedensel var oluş sayesinde ortaya çıkacak bir topluluk, doğallaşmanın getireceği bir doğal habitat topluluğu.

Kayığın Yapımı - Engeller Karşısında Sonunda Ben Yapıyorum

Hedefleri böyle belirleyerek giriştim projeme girişmesine ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Mücadele çok daha çetin çıktı. Kayığın gövdesini usta yapacak ben de armasını, yelkenlerini ve içini yapacaktım. Daha baştan usta bozuk, iş ahlakından epeyce yoksun çıktı. İyi bir parasal darbe yedim orada. Kayığı oradan alıp başka bir ustaya götürdüm. İlki kadar olmasa da o da hem işin altından kalkamadı hem de bildik usta hilelerine başvurdu, bir önceki gibi kafasınca fiyat arttırdı. Neyse ilkinden insaflıydı, o üç katına arttırmıştı.

 

Sonunda yeter deyip aldım geldim kayığı evin yanındaki zeytinliğe. Henüz ancak yüzde yirmisi tamamlanmıştı. Tabii bu arada iki kez karadan taşıdım, neredeyse 120 km, o da para. Böyle olmayacaktı. Düşündüm, sonunda insan yapmıyor mu bunu, ben de insanım, yaparım, dedim. En azından daha az para kaybedeceğim kesindi. Kendimi kazıklayacak değildim ya. Tek sorun daha önce değil tekne yapmak, hele tırhandil, çıraklığını bile yapmamıştım. Başka çare yoktu, teslim olamazdım. Ve böylece başladım kayığı yapmaya. Bir yandan işi öğrendim bir yandan da yaptım. Henüz bitmedi ama artık sona yaklaştım.

Sadece usta sorunu yaşamadım. İlk önce covid salgını, ardından orman yangınları yüzünden kereste bulamama, ekonominin kontrolden çıkarak fiyatların bir anda üç, dört katına yükselmesi, ve tabii tüm bunların eldeki parayı tamamen bitirmesi, daimi bir parasızlık. Yani bir sürü sorunla boğuşmak zorunda kaldım.

 

Bunlar yetmiyormuş gibi çalışma koşullarım da zor. Atölyem yok, dışarıda çalışıyorum. Öyle büyük aletlerim de yok, üç tane elektrikli el aleti, yedi, sekiz tane işkenceyle yapıyorum kayığı.

Kayık_Ustası
Kayık1934_Nisan2024

İlginç bir yolculuk oldu bu süreç benim için. Ben kayığı yaparken kayık da beni yaptı, tam da doğallaşma felsefeme uygun olarak, beni bedenimin gücüyle, kendi kapasitemle tanıştırarak.

 

Çok sıkıldım ama her seferinde ayağa kalkıp devam ettim. Bu arada projemi imkanları nispetinde parasal olarak desteklemeye çalışan büyük kısmı hiç tanımadığım destekçilerimi de unutmamalıyım.

 

Projeyi beğendiler, sanırım bana da inandılar. Ben de yanıltmadım gerçi, vazgeçmedim, hâlâ devam ediyorum. Çok değiller ama destekleri en umutsuz anlarımda, tam bitti bu olay dediğim zamanlarda hızır gibi yetişti.

 

İşte böyle hiç hesapta olmayan bir mücadele sonunda bugüne geldim. Hâlâ uğraşacağım, biliyorum, ama artık tünelin sonunda ışık belirdi ve ben artık daha güçlüyüm, daha azimliyim.

Yani Kayık 1934:  

  • Ticari bir girişim değil. Sırf keyif için bir tekne yapmak da değil.

  • Bu bir doğala, yerküreye dönüş hareketi. Bir doğal yaşam, yani ekolojik yaşam projesi.

  • Yaklaşık yüz yıl önce var olmuş 12 metrelik bir yelkenliyi yeniden yaratıyorum. O günkü haliyle, motorsuz. Sadece yelkenle yol alacak.

  • Tekne ustası değilim, öyle bir niyetim de yok ama bu teknenin ustası olmak zorunda kaldım. 

  • Projemizin önemli bir kısmı bireysel desteklere dayanıyor. Genelde nakit, bazen de malzeme. Bu desteklerin karşılığı projeden yararlanmak ve projeyi paylaşmak olacak.  Projeyi desteklemek istiyorsanız hemen aşağıda daha fazla bilgi var.  

  • Proje sadece proje destekçilerine ve doğal/ekolojik yaşam bağlamında yapacağımız etkinliklere açık olacak.     

Projemizi Desteklemek İçin

Öyle büyük bir birikimle başlamadım bu projeye. Hatta eksik başladım ama beklemek istemedim. ​Açığımı benim gibi hisseden insanlar destekleriyle kapatır diye düşündüm. Yanılmamışım, yerküreyi benim kadar seven ve çoğunu bu projeye kadar tanımadığım dostlar ellerinden geldiğince desteklediler. Destekçilerimizin sayısı şu anda yüzü geçti. Ama öyle bir dönemde girişmişim ki bu projeye, bir sürü beklenmedik olay oldu. İlk başta ustaların oyunu, sonra sırasıyla covid, ekonomik kriz, orman yangınları, deprem. Böylece ilk hesap epeyce şaştı ama vazgeçmedim, teslim olmadım. Devam ediyorum. Sona da yaklaştım. Tabii destekler şimdi daha da önemli oldu. 

Bağış Değil, Takas

Destekleri bağış şeklinde düşünmedim. Destekleyenler için karşılığı olsun istedim. Bir tür takas sistemi. Ne verebilirim diye düşünürken çok farklı bir yelkenlide ve doğal yaşam felsefem doğrultusunda farklı bir deneyim sunabileceğimi düşündüm. Çeşitli seyirler ve etkinlikler hazırladım. Bu etkinliklerin listesi aşağıda.  Tüm yapmanız gereken, düşündüğünüz destek oranında bir etkinlik seçmek.

Örneğin, tatile çıkacaksanız bu şekilde değerlendirebilirsiniz. Tabii doğal yaşam ve denizcilikten hoşlanmanız gerekiyor. Ya da benim gibi düşünüyorsanız, projeye çok daha fazla dahil olabilirsiniz. Kimi destekçilerimiz şimdiden çok daha fazla içine girdi projemizin. Ekolojik yaşam da bu zaten: paylaşarak yerküre üzerindeki yükümüzü azaltmak. 

Desteğiniz karşılığında ne sağlayacaksınız? 

1. Kültürel ve ekolojik bir projenin parçası olacaksınız ve adınız sitemizin destekçiler sayfasında yer alacak. Böylece araştırma, çalışma ve etkinliklerimizi desteklemiş olacaksınız. 

2. Katkınızı birçok açıdan eşi olmayan yelkenlimizin yapımında yaptıysanız, adınız, yelkenlimize yerleştireceğimiz plaketin üzerinde sonsuza kadar yer alacak.    

3. En büyük kazancınız Doğa ve Deniz Seyirlerimiz olacak. Bu daha çok bireylerin yararlanabileceği bir seçenek. Desteğinizin miktarına bağlı olarak size çeşitli seyir/etkinlik seçenekleri sunuyorum. Bunları biraz aşağıda görebilirsiniz.   

Destek Etkinliklerimiz

Destek etkinliklerimiz, karşılık geldikleri destek miktarlarıyla birlikte şöyle: Bu etkinliklere yeme-içme, Türkiye dışındaki liman ücretleri yurtdışına çıkış ve transitlog masrafları dahil değil. Otuz yaş altıysanız %50'ye kadar çıkabilen indirimlerden yararlanabilirsiniz.

Dilerseniz doğrudan Destek Sayfamıza giderek bu etkinliklerimiz hakkında çok daha ayrıntılı bilgi alabilirsiniz ve ilgileniyorsanız destek sürecinizi başlatabilirsiniz. Destek paketlerimizle ilgili daha fazla bilgi için

 

1. Sertifika + Hediye 

    ₺500

2. Kayıkta Bir Gün   

    ₺1500 (1 kişi) / ₺3000 (2 kişi)

3. Yıldız ve Mitoloji Gecesi               

    ₺3000 (1 kişi) / ₺4500 (2 kişi)

4. Kayıkta Bir Akşam Yemeği           

    ₺5000 (2 kişi)

5. Deniz ve Dağ - Yelken ve Yürüyüş

    ₺6000 (1 kişi) / ₺9000 (2 kişi)

6. Yelken, Yıldızlar ve Mitoloji

    ₺6000 (1 kişi) / ₺9000 (2 kişi)

7. Geleneksel Denizcilik

    ₺10.000 (1 kişi) / 15.000 (2 kişi)

8. Mavi Keşif 

    ₺12.000 (1 kişi) / 18.000 (2 kişi)

9. Doğala Dönüş, Ekoloji ve Felsefe

    ₺10.000 (1 kişi) / 15.000 (2 kişi)

10. Yıldız Seyri

    ₺20.000 (1 kişi) / 30.000 (2 kişi)

11. Girit Seyri

    ₺30.000 (1 kişi) / ₺45.000 (2 kişi)

12. Ege Geçişi

    ₺50.000 (1 kişi) / ₺75.000 (2 kişi)

Projenin Yaratıcısı 

Merhaba, ben Timuçin Binder. Güney Egeliyim. Bodrum'dan. Doğada büyüdüm. Buranın doğasında. 1970’lerde çocuk yaşta deniz turizmiyle, mavi yolculuk turizmiyle tanıştım. Denizcilik. Uzun bir süre. Ama ilk tek başıma olduğum yerler dağlardı. Hatta denizden biraz önce.

 

Eğitimime gelince, meraklıydım, söker sökmez okumayı hep okudum ve araştırdım. Orta, lise Bodrum devlet lisesi. Zaten başka da yoktu. Sonra üniversite, ABD. İlk önce Purdue Üniversitesi Makine Mühendisliğinde üç buçuk yıl. Sonra vazgeçip tekrar deniz. Ama olmadı, hayat beni tekrar üniversitenin kıyısına attı. Bu sefer de UC Berkeley Üniversitesi'nde antropoloji ve arkeoloji. Sevdim bu ikisini de ve mezun bu sefer bitirdim.

Çok şeyle uğraştım. Dağınığım biraz. Çeşitli meraklarım oldu, çeşitli konulara daldım ama bir merakım hiç değişmedi. Doğa. Zaten kendimi de doğa insanı, doğacı. Her zaman doğada oldum bir şekilde. O yüzden hiçbir zaman doğaya dönmek veya gitmek gibi bir derdim olmadı. 

Ama bu biraz değişti son yıllarda. Modern yaşamın getirdiği büyük değişim, doğaya, verdiği zarar ve insanların bunu sorumsuzca, hiçbir değeri, ilkeyi düşünmeden, genellikle sadece para hırsı için yapar olması beni çok rahatsız etmeye başladı.

Sonunda bir şeyler yapmaya karar verdim ve bu proje çıktı ortaya. Tek başıma giriştim buna ama sanki bir biz de oluşmaya başladı. Şu anda çok ufak. Umarım büyüyeceğiz.

Bu yelkenliyi keyif için yapmıyorum. Elbette keyif de olacaktır. Ne de olsa ilk önce yaşamak ve mutlu olmak gerekiyor. Ama amaç sadece bireysel mutluluk değil.

Bu bir doğal yaşam projesi. Hem doğal yaşamak hem de doğa için bir şeyler yapmak, olursa, insanların bir parça farklı düşünme ve yaşamalarına katkıda bulunmak. Tek başıma değil tabii. Sosyal bir proje olmayı hedefliyorum.

 

Hedef bu. Ve ben. Ben buyum. 

WhatsApp Image 2022-07-14 at 21.29_edite
bottom of page