Cem Gür'ün Anısına


Bir süredir yazamadım. İlgilenmem gereken beklenmedik olaylar, ani iş yoğunluğu. Halloldular, kaldığımız yerden devam. Bu arada çok değer verdiğim bir insanın, bir denizcinin, arkadaşın ani vefatıyla sarsıldım. Zamansız. Erken. Hiç zamanlı oluyor mu zaten? Ama bu, bilemiyorum, farklı bir yerden vurdu. Cem Gür. Çok değil, altı, yedi yıl önce tanıdım. Ama dolu dolu bir kesişme oldu.



İlk randa ve latin arma yazılarıyla tanıdım kendisini, bilgi yüklü yazılarıyla. İlk kez Bodrum’da Aganta tırhandilinin yapımı sırasında yazıştık, armasını yaparken. Ve ondan sonra da yürüdü gitti ilişkimiz. Telefon görüşmeleri, yazışmalar, denizcilik üzerine birlikte yapılan internet programları. Pandemi araya girdiğinden bir türlü yüz yüze tanışmak kısmet olmadı.


Kayık1934 projesinin en önemli destekçisiydi. Projeyi ilk kez yayınladığımda gözyaşlarını tutamadığını söylemişti. O gözyaşları sanırım en büyük teşvik oldu bana projenin başında. Herkes için Cem Gür iflah olmaz bir klasikçiydi ama bence gerçek bir geleneksel denizcilik savunucusu, destekçisiydi. Bu alanda Türkiye’deki nadir isimlerdendi. Benim de en önemli yardımcım.


Cem Gür İonia’ya başladığında, Bodrum’da da Mustafa Özkeskin Aganta’ya başlamıştı. Ben de bir süre sonra armasına. Her ikisi de geleneksel iş teknelerini, iş kayıklarını hatırlatma girişimleriydi. Kayık1934 projesi bu ikisinin daha kapsamlı bir üst aşaması niteliğinde. İçerdiği ruh açısından bakıldığında, misyonu, hedefleri, Cem Gür’ün geleneksel denizcilik aşkının ortaya çıkardığı düşüncelerle yakından bağlantılı.


Cem Gür’ü diğer klasik yelkenli tutkunlarından ayıran en önemli yanı, bu yelkenlilerin kökenine, yani geleneksel yelkenlilere geri dönüşü savunmasıydı. Sadece burada da kalmıyor, bunu, dünya dediğimiz gezegenimizde daha farklı, yani daha saygılı ve sorumlu var olabileceğimizi, onu daha az tüketerek yaşayabileceğimizi de savunuyordu. Adil ve sürdürülebilir yaşam onun için önemliydi ve geleneksel denizciliği de bunun üzerinden anlıyordu.


Kayık1934 projesi de Cem Gür’ün bu geleneksel denizcilik felsefesinden uzak değil. Hatta neredeyse aynı felsefeyi paylaşıyormuşuz. Bu yüzden çok heyecanlanmıştı projeyi görünce. Ve çok destekliyordu. Hatta ani vefatından iki gün önce bile, karşılaştığım nispeten ciddi bir sorunla yakından ilgilenmiş, yardımcı olmuştu. Proje tamamlanınca İonia’yla beraber seyirlere çıkacaktık. Olmadı. Çok sevdiği yaşam ona bu kadar süre verdi. Ama projemizin içinde olmaya devam edecek, anısını Kayık1934’te yaşatacağız. Hiç meraklanmasın, en büyük hayali sonunda gerçekleşecek.

Kayık1934 Timuçin Binder

İlgili Yazılar

Hepsini Gör