top of page
Doğal_Habitat

Ekokültürel Habitat - Teori

Antikapitalist Olmadıkça Ekolojik Olunamaz  

Sömürü Habitatı

​​​Sömürü kavramı yıllar içinde klişeleşerek etkisini yitirmiş gözüküyor. Hatta artık günümüz sorunlarını açıklamada yetersiz  olduğunu düşünenler bile var. Ya da çok yüzeysel kullanılıyor. Oysa zaman içinde yaşamlarımızın her alanına o kadar sinsice sızdı ki, bugün her zamankinden daha da önemli bir kavram. Öyle yerlere yayıldı, hayatımızın ve hatta canlılığımızın öyle boyutlarına girdi ki, giderek daha fazla boğulduğumuzu hissediyor, giderek daha sık farklı nefes alanları hayal ediyoruz.   

Yeni Sömüren Sömürülen İlişkisi

​​​​Şöyle bir fark var ama artık. Sadece bir çalışan, bir işçi, köylü, yani mevcut düzenin emekçisi olarak sömürülmüyoruz. İşimizin dışında, boş zamanlarımızda da sömürülüyoruz. Dayatılan seçimlerle, yaşam tarzlarıyla ama özünde basit tüketicilere dönüştürülerek de sömürülüyoruz. Artık ne sadece eskisi gibi sömürülüyoruz ne de sömüren sömürülen ayrımı eskisi gibi net.  

Sömürü, pek hoş olmasa da bir insan ilişkisi türü. İnsanı kaynağa dönüştüren bir ilişki türü. Tıpkı evcilleştirilmiş hayvanlar gibi. İlk kez karmaşık yerleşik toplumlarda görüyoruz sömürü ilişkisini. Kalabalıklaşma, ileriye dönük üretim, işbölümü ve hiyerarşilerle başlıyor. Başta geçim için sömürmeye başlıyoruz hemcinslerimizi, sonra da zenginleşmek için. Zamanla bu kaynak olanların sayısı artıyor, çoğunluğu oluşturuyorlar. 

Uzun süre benzer şekilde kalmışsa da özellikle son üç yüz yılda teknoloji ve bilimin de desteğiyle farklı boyutlara ulaşıyor. Sadece üretimin temel öğesi olarak kalmıyor, yaşamın ekonomi dışındaki alanlarına da giriyor. Evimize giriyor, soframıza geliyor, yatak odamıza giriyor. İçimize giriyor, biyofiziksel süreçlerimiz, bedenlerimiz, hormonlarımız üzerinden yürümeye  başlıyor.

Sömürü Bedenlerimizi Keşfetti

​​Bedenlerimizin biyofiziksel süreçlerini kullanarak, yani kandırarak tüketimi tetikleyebileceğini, abartabileceğini, bizi bağımlı kılarak ve sahte arzular yaratarak bunu paraya, haksız kazanca dönüştürebileceğini keşfetti. Sadece küreselleşmedi, bedenlerimizin içine girerek mikroskopik bir boyut üzerinden de çalışmaya başladı. Biz farkına varmadan, hissetmeden, telefonlarımızla, seyrettiğimiz filmlerle, bizde çeşitli arzuları tetikleyen faaliyetlerle, kısacası bedenlerimizi etkileyen her süreç üzerinden, sömürü hayatlarımızı tamamen ele geçirdi.

 

Artık sömüreni sömürülenden ayıran çizgi kayboldu. Artık sadece sadece emek sömürüsü yok. Sömürü tüketim ve yaşam tarzı üzerinden de gerçekleşiyor. Artık hayatlarımızın her alanına girmiş ve bizi bedenlerimiz üzerinden kontrol eden ve sömüren habitatlarda yaşıyoruz. Kocaman bir hayvan barınağını andıran, her alanı, her köşesi sömürü için evrilmiş bir habitat. Binlerce yıl önce temellerini attığımız yapay habitatın nihai şekli bu artık. 

Antikapitalist Habitat Mücadelesi Şart

​​Hâlâ sömüren ve sömürülenler var, hâlâ kaynak olarak kullanılan bir çoğunluk ve kullanan bir azınlık var ama artık çözüm sadece bu azınlığı alaşağı etmek değil. Muhtemelen hiçbir zaman da değildi. Asıl mesele bu durumu ortaya çıkarmış habitatın kendisini hiçbir zaman buraya gelmeyecek şekilde tasarlamak. Yoksa aynı yere tekrar tekrar geleceğiz. Artık önümüzdeki hedef bu olmak zorunda. Bu yüzden de artık herhangi bir ekolojik hareketin, eylemin veya duruşun kendisini ekolojik olarak tanımlaması yeterli değil, aynı zamanda antikapitalist de olmak zorunda. Ya da kapitalizmin de ekolojik mücadelenin bir öğesi olduğunu kavramamız gerekiyor. 

Sadece ağaç, çiçek, bakir doğa söyleminden ibaret olmamalı ekolojik mücadele. Ya da doğal ortamların bozulması, doğanın yok edilmesinden. Ekoloji dediğimiz şey tanım itibarıyla canlı organizma ile çevresi arasındaki ilişkilerin toplamı demek. Her canlı bir habitata doğar. Yani her canlı bir habitatla birlikte düşünülmeli. Her canlının bir biyolojisi olduğu gibi, bir ekolojisi de vardır. Dolayısıyla, ekolojik mücadele doğası itibarıyla ilk önce bir habitat mücadelesi olmak zorunda ve bugün bizim habitatlarımızın ana motoru kapitalizm. Yani kapitalizm sadece ekonomik değil, ekolojik bir olgu da. Bu yüzden de bugün karşı karşıya kaldığımız ekolojik krizlerle mücadele edeceksek bu krizlerin en önemli sebebinin kapitalizm olduğunu görmek ve dolayısıyla antikapitalist olmak şart.

Karşıt Habitat - Ekokültürel Habitat

Sorun, o halde, her şeyden önce bir habitat sorunu. Yapay habitat kendi içinde tam uyumlu bir sömürü habitatı. Ama bu ilk bakışta öyle. Yapay habitatın temel öğesi insanda bu uyumu göremiyoruz. Ne de habitatın dışı olarak görülen doğal habitatlarda. Büyük çelişki de burada.

İnsanların büyük kısmı bu habitata uyum sağlamış olabilir, daha doğrusu sürekli uyuşturulması gereken çeşitli streslerle, mutsuzluklarla birlikte yaşamaktan pek şikayetçi olmayabilir. Başka bir ihtimal olmayınca insan neyi kaçırmış olabileceğini de bilemiyor. Ama yapay habitat her şeye rağmen bu stres sorununu, yapısal mutsuzluk sorununu çözemiyor. Bu yüzden de bir kısmımız başka seçenekler arıyor ama bu seçenekler çoğu kez habitat tarafından ele geçirilerek dönüştürülüyor. Yine de direnmek, bu tür alanlar, karşıt habitatlar yaratmak ya da ileride bunlara dönüşecek bu sömürü habitatı karşıtı geçici nefes alanları oluşturmak mümkün. 

 

Yukarıda belirttiğim gibi, genelde sömürüyü üretim bağlamında düşünmeye alıştırıldık. Oysa sömürü artık hiç beklemediğimiz alanlarda. Duygularımız ve fizyolojik süreçlerimizi kullanıyor. Bunlar artık yeni ekonomik kazanç yolları, kaynakları. Eskiden kaslarımızdı, sonra zihinsel süreçlerimiz, aklımız oldu. Şimdiyse hormonlarımız ve diğer fizyolojik süreçlerimiz. Bu yüzden de sömürü artık sadece fabrikada, atölyede, ofiste değil, diğer yaşam alanlarımızda, güya bize ait olması gereken boş zamanlarımızda ve bedenlerimizin içinde. Direnmemiz gereken ve bir şeyleri değiştirebileceğimiz alan tam da burası. Yoksa sonu yok bu gidişin.​​

Ekokültürel Habitatın Zorunlu Asgarisi Üç İlke

​Bunun çözümü olarak bu proje en az üç temel ilkeye dayanan ve bizi, evrimimizin getirdiği doğal süreçlerimizle yeniden tanıştıracak ekokültürel habitat fikrini öneriyor. Buna nefes alanı da diyorum. Çünkü şu anda tüm dünyayı bu şekilde dönüştürmek mümkün değil. Ancak nefes alanları yaratabiliriz, ileride daha geniş habitatlara dönüşeceğini ümit ettiğimiz nefes alanları. Gelelim üç temel ilkeye: 

 

1. Bedenselliğimizi devre dışı bırakan teknolojilerden uzak durmak. Teknoloji düşmanlığı değil, belli teknolojilerden uzak durmak, sorgusuz sualsiz her teknolojiye evet dememek. Bedenimizin doğal süreçlerini kısıtlayan, bunların yerini alan veya baskılayan teknolojilerden uzak durmak, bedenimizin zaten yapabildiğini değil yapamadığını yapan teknolojileri teşvik etmek.

  

2. Modern tüketim kültürünün, telefon, sosyal medya ve şimdi yapay zeka temelli iletişim ve etkileşim ağlarından uzak durmak, bunların üzerimizdeki kontrollerini sınırlamak. Doğal ve bedensel iletişimi canlandırmak. 

3. Modern gösteriş ve tüketim kültürünün aşırı bireyselleştiriciliğinden uzaklaşarak insan evriminin doğal var oluş şekli olan ufak gruba geri dönmek. Ne aşırı kalabalık ortam ne de bunun panzehiri olarak sunulan çekirdek aile ve/veya tek başınalık. 

Yani üç alanda dönüşüm: Beden, iletişim ağları ve temel sosyal birim. Toplumsal ve ekolojik sorunlarımızın en önemli sebebi, evrimimizin bu üç alanda geliştirdiği doğallığımıza ters habitatlarda yaşamaya zorlanmamız. Gelelim bunun Kayık1934'deki uygulanmasına.

Kayık1934'ü takip etmek için 

Teşekkürler

Tel: 0537-471-0029

Kayık1934'e en çok emek vermiş ve eziyet çekmiş :) ikinci kişi: Özlem Yeşilada Binder

Kayık1934'e Bedenen Yardımcı Olanlar: Ayrıntılı Teşekkürler için bakınız.
Aslı Parlak, Aşkın Karaduman, Bülent Yükselen, Can Karahasan, Devrim Doruk, Ebru Çavuşoğlu, Esin Tekin, Gökhan Yılmaz, Gökay Şenavcı, Haluk Kuşakoğlu, Leyla Yıldız, Muhittin Erkut, Murat Gül, Özlem Yeşilada Binder, Silvana Ege Binder, Songül Yılmaz, Zeynep Dinçer

Kayık1934'e Çeşitli Şekillerde Katkıda Bulunanlar: Ayrıntılı Teşekkürler için bakınız.
Eski Bodrum Belediye Başkanı ve Şimdiki Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Eski Bodrum Belediyesi Zabıta Müdürü Deniz Özyıldız, Eski Bodrum Belediyesi Güvenlik Amiri Serkan Kanik, Bodrum Deniz Müzesi Müdürü Selen Cambazoğlu, Ali Dokur, Ali Şenavcı, Ali Şengün, Barbaros Ergene, Bilal Karataş, Cana Üngün, Cem Gür, Çetin Akıncı, Deniz Kılıç, Devrim Devecioğlu, Erol Kurutaş, Fatih Avcu, Gonca Alpan Tursoy, Gökay Şenavcı, Haluk Bener, Hamdi Yörür, Kaan Kurutaş, Mehmet Uyargil, Murat Gül, Mustafa Özkeskin, Nacı Arıcı, Naftotopos.gr, Oğuzhan Ulutaş, Tanıl Tuncel, Thanasis Giannikos, Yaşar Anter, Yusuf Civelekoğlu, Zehra Denizaslanı

Kayık1934'e Maddi Katkıda Bulunan Destekçilerimiz - 123 kişi

Ahmet Demirel, Ali Boltaç, Ali Hakan Albayrak, Ali Sadık Boltaç, Ali Şengün, Arslan Ziylan, Aslı Parlak, Aslı Yurdanur, Aşkın Karaduman, Aycan Kan Ülkü, Aydın Evren Özol, Ayşe Sevinç, Azade Uslu, Behiye Zeynep Aktoğu, Beykan Askan, Burak Dikmenoğlu, Bülent Yükselen, Cahit Arseven, Can Karahasan, Canan Yurdacan, Candan Uca, Cem Turgay, Cemile Turgay,  Değer Altunay, Deniz Boltaç, Devrim Doruk, Ebe Suzan Öztürk, Ebru Çavuşoğlu, Elif Özgen, Esma Doğan, Feyha Karslı, Filiz Askan, Filiz Yavuz, Firuzan Güney, Fuat Aksun, Füsun Bumin, Gamze Özer, Gizem Yurdanur, Gonca Arayıcı, Gökay Şenavcı, Gökçe Altunay Solmaz, Gökhan Kahraman, Gülin Demirok, Gürkan Güney, Güzide Akkün, Haluk Bener, Halikarnaslı Çocuklar - Zeytin Taneleri Kütüphanesi - Bodrum Kent Kütüphanesi, Haluk Kuşakoğlu,  Handan Karakaş, Hüseyin Peker, Ilgaz Doğrul, İpek Boltaç, İsmail Doğan, İştar Gözaydın Savaşır, Jale Alpay, Jale Pasinli, Kaan Kurutaş, Kadiroğlu Salih Öztürk, Kebire Yıldız, Lale Ak, Lale Ferenc Smekal, Leyla Yıldız, Livio Manzini, Marion Feildel, Matthias Müller Senti, Mehmet Kütükoğlu, Mehmet Uyargil, Metin Göncü, Metin Hekimoğlu, Murat Gül, Murat Necioğlu, Murat Özkan, Mustafa Cem, Mustafa Paşalı, Mübeccel Yalçın, Müjgan Bener, Nazan Kemal Gökcan, Necibe Öztürk, Nesip Tolun, Nil Tütüncü, Nuran Akkılıç, Oğuzhan Ulutaş, Olcay Özgül, Osman Can Özcanlı, Osman Özkan, Oya Balkanlı, Oya Yeşilada, Ömer Karahan, Peyman Arpacılar-Köllhofer, Recep Perk, Rengin Binder, Reyhan Alpay, Reyhan Bayındır Gönenç, Rıdvan Demirok, Romain Narcy, Ruşen Germirli, Saadet Coşkun, Sabahaddin Bilsel, Sabahat Hawker, Saliha Düzel, Samer Atasi, Sedef Kaynarkan, Sercan Çağlar Erel, Seval Yeşilada Akbaş, Sevil Bilgenoğlu, Sevinç Gülsayın, Songül Yılmaz, Şule Kükrer, Tankut Ülkü, Tarkan Kahvecioğlu, Tümay Altınsoy Değirmenciler, Utku Özgür Ünlü, Vahdet Ünal, Vedat Zincir, Volkan Demirkan, Yaşar Yılmaz, Yaşare Kılıç, Yerten Kalfa, Yıldıray Özmen, Yücel Yılmaz, Yücel Ziylan, Yüksel Aymaz, Zeynep Dinçer

Kayık1934'e Malzeme Katkısında Bulunan Destekçilerimiz - 10 kişi

Ahmet Kurt: Bir adet krom admiralti demir, Ahmet Parsoy: Bir adet admiralti demir, Ayhan Güneysu: Atölye için elektrik kablosu, Devrim Doruk: İki büyük ve bir küçük güneş paneli, cankurtaran yelekleri ve biraz halat, Haluk Kuşakoğlu: Kontrol kutusuyla 1 büyük güneş paneli, İş aletleri, Mehmet Çavaş: Bir adet pulluk demiri, Metin Göncü: İş aleti, Murat Gül: Altı adet çift dilli makara, İş aletleri Nedim Karakartal: 100 kg'lık tonoz, Salih Bingül: Pusula Zehra Denizaslanı: Bir makara halat

Kayık1934'e Lojistik Katkıda Bulunan Kurum veya Şirketler

bodrum-belediyesi-logoB.jpg
BDMingB.jpg
Girit_Dernek.jpeg
Milas Belediyesi.jpg

Logo sırasıyla: Bodrum Belediyesi, Bodrum Deniz Müzesi, Bodrum Girit ve Yunanistan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği, Milas Belediyesi

Kayık1934'e Maddi Katkıda Bulunan Kurum veya Şirketler

Bodrum-Der.jpeg
main_logo_bottom.png

Logo sırasıyla: Bodrum Kültür Turizm ve Dayanışma Derneği, Arka Ristorante Pizzeria

bottom of page