top of page

Çözüm DoÄŸallığımızı Koruyacak Ekokültürel Habitatlar 

EÄŸer ekolojik bir yanı, bir amacı olacaktıysa bu projenin, ilk önce bir ekolojik kültürün yeÅŸermesini mümkün kılacak bir alan, bir ekokültürel habitat olmalıydı.

Ekolojik Çözüm

Tüm bu kafa yormalarım sonunda projenin ekolojik yanı farklı bir yere gelmiÅŸti. ​​Şu çok açıktı: Ekolojik krizlerimiz sürdürülebilirlik veya yenilenebilirlikle çözülmeyecek kadar büyüktü. Mücadeleyi teknik çözümlerle sınırlamak ve konuyu tüketim kültürüne getirmemek bizi çözümden uzaklaÅŸtırıyordu. Neden tartışmalarda tüketim kültürü yoktu? Çünkü o zaman konu kapitalizme gelecekti. Yapay habitatı yürüten en son sistem olarak kapitalizmin ne kadar doÄŸru çalıştığını sorgulamayan hiçbir ekolojik mücadele ciddiye alınamazdı. Samimi olsalar da çözüm sunmuyorlardı.

​Bu tespitlerden sonra projenin ekolojik tavrı da hafif kalmıştı. Genel eÄŸilime uyup ekolojik mücadele veriyormuÅŸ gibi gözükerek kendimi vicdanen rahatlatmakla yetinebilirdim. Ama etik olmazdı bu. Ekolojik duruÅŸumu gözden geçirip projeyi bu sonuçlara göre adapte etmeliydim. Teorik adaptasyon kolaydı. Asıl zorluk, teoriyi somut bir uygulamaya dönüÅŸtürmekti.​​

​

Modern yaÅŸama alternatif bir nefes alanı, farklı bir habitat fikri böyle belirdi. Madem sorun habitattı, içinde yaÅŸamak zorunda olduÄŸumuz habitatlardı, o halde çözüm de daha uygun bir habitat olmalıydı. Tek deÄŸildim burada. Kentlerden kaçıp arsa, ev, bahçe alarak kendilerine farklı bir habitat yaratmaya çalışanlar vardı. Ama bunlar kısmen biraz farklı nefes aldıran sığınak-habitatların ötesine geçmiyordu. Çünkü kaçtıkları habitatın temel iÅŸleyiÅŸine dokunmuyor, sadece olumsuz etkilerinin ÅŸiddetini azaltmakla yetiniyorlardı.   â€‹â€‹â€‹

Kayığın sarmasını bitirdiÄŸimde. Sancak kıç omuzluktan görünüÅŸ.

​​Temel iÅŸleyiÅŸi deÄŸiÅŸmeli, böylece olumsuzluklar hiç belirmemeliydi. Nasıl olacaktı bu? Bizi modern yapay habitatın zincirlerinden kurtaracak ve evrimsel doÄŸallığımızla tekrar buluÅŸturacak bir habitat yaratmalıydık. Yani milyonlarca yıllık yerküresel evrimimizle uyumlu bir habitat.​ 

Kayık1934 İlk Önce Farklı Bir Habitat Olmalıydı

O halde Kayık1934 projesi de, bir mikro habitat olarak, yerküresel evrimimizin bizde yarattığı doÄŸallıkla uyumlu ve bu doÄŸallığın yeÅŸermesine alan açan bir habitat olmalıydı. EÄŸer ekolojik bir yanı, bir amacı olacaktıysa bu projenin, ilk önce bir ekolojik kültürün yeÅŸermesini mümkün kılacak bir alan, bir ekokültürel habitat olmalıydı.

 

Bunu her ÅŸeyden önce kendim ve benimle Kayık1934'ü paylaÅŸacak olanlar için yapmalıydım. Evrimsel sürecine uygun habitatta yaÅŸamak bir canlılık hakkıydı ve tam tersine zorlanmak da bence bir canlılık suçuydu. Hiç öyle büyük düÅŸüncelere girmeye gerek yoktu. Mesele çok basitti:  YaÅŸam, belli bir süreliÄŸine yerkürede bulunmaktı ve bunu keyifli geçirmek hakkımızdı. Tüm canlılar böyle evrilmiÅŸti. Keyif aldıkları sürece bir ÅŸeyi doÄŸru yaptıklarını anlıyorlardı. O bir ÅŸey her ÅŸeyden önce yaÅŸamdı. Bu keyfin de birinci ÅŸartı evrimsel yapımıza uygun habitatta yaÅŸamaktı.

 

Dolayısıyla Kayık1934 ilk önce bir modern yapay habitat deÄŸil, doÄŸallığımızı kısıtlamayan, aksine daha da geliÅŸmesini saÄŸlayan bir doÄŸal habitat olacaktı. Her ekolojik mücadelenin ilk hedefi bunu saÄŸlamak olmalı. Çünkü sorun ilk önce yanlış bir habitatta yaşıyor olmamızdı. ​

Ege Üniversitesinde katıldığım sempozyumlardan birinde yapay habitatlar hakkında konuÅŸurken

DoÄŸal_Habitat

Farklı habitat illa doÄŸaya dönüÅŸ olarak anlaşılmamalı. Önemli olan bu fotoÄŸraftakine benzer doÄŸal habitatlarda evrilmemiz sonucu ortaya çıkmış doÄŸal süreçlerimizi zedelemeyen, baskı altına almayan yapay habitatlar kurmasını öÄŸrenmek. Tabii bu büyük ölçüde habitatlarımızı doÄŸallaÅŸtırmamız gerektiÄŸi anlamına geliyor.  

Ekolojik Mücadele Antikapitalist Olmak Zorunda

Sürdürülebilirlik düÅŸüncesi sorunluydu. Tek derdi daha temiz ve yenilenebilir  enerji, minimum atık ve zararlı emisyonu kesmekti. Derdi, mevcut habitatların bize uymaması, yani evrimsel doÄŸallığımıza aykırı olması deÄŸildi. Bu yüzden de ekolojik deÄŸil, ekonomik bir çözümdü. Ya da en iyi durumda kapitalistçe yürütülen bir ekolojik mücadeleydi ki, bu da muazzam bir ikilemdi. Çünkü insanı doÄŸal yapısından uzaklaÅŸtırarak onu stresli bir habitatta yaÅŸamaya zorlayan, onu mutsuzluÄŸa mahkum eden bu habitatın motoru kapitalizmdi. Kapitalizmle mücadele etmeyen bir ekolojik mücadele özünde ekolojik kabul edilemezdi. ​

​Bazı ekolojik yaklaşımlar, azınlıkta olsalar da, bu ikilemin farkındaydılar. Hâlâ meseleyi habitat sorunu olarak adlandırmıyorlardı ama en azından tüketim kültürünü, yani üstü kapalı ÅŸekilde kapitalizmi hedef alıyorlar, bununla uÄŸraÅŸmadan sorunun çözülmeyeceÄŸini ifade ediyorlardı. Olumlu bir adımdı ama hâlâ eksikti. Hâlâ açık açık sorunun kaynağı kapitalizm diyemiyorlardı. Ama daha önemlisi, o tüketim kültürünü ve kapitalizmi ortaya çıkaranın bir habitat olduÄŸunu, yaklaşık on bin yıl önce bizim baÅŸlattığımız bu yapay habitatlar olduÄŸunu göremiyordular.

 

Yapay habitata dokunulmadıkça, aynı yaÅŸam tarzı, bir süre kontrol edilse veya hatta ortadan kaldırılsa bile tekrar belirecektir. Çünkü bu habitatın doÄŸası böyle bir sonucu getirmek zorunda. Dolayısıyla çözüm tüketimi kısmak deÄŸil, o tüketimi arzulatmayan bir habitat yaratmaktı. Farklı yaÅŸamak olumsuzu kısmak veya sürekli olumsuza dikkat etmek deÄŸil, buna gerek kalmayacak ÅŸekilde yaÅŸamak olmalıydı. ​

Ekolojik Tavrım Denizyıldızı Öyküsü

Sadece bir mini veya mikro habitat yaratmak yeterli olamazdı, bir deÄŸiÅŸim olacaksa, yayılmalı, bu tür baÅŸka habitatlar belirmeliydi. O yüzden ikinci amaç bu ekolojik yaklaşımı anlatmak ve yaymak olmalıydı. Yerküresel var oluÅŸla uyum içinde yaÅŸamak bir haktı. DoÄŸallığımıza aykırı çarpık bir habitatın bizi sömüren sistemine kul köle olmaya zorlanamazdık.

 

Ayrıca bir de hem bu eziyeti çekecektik hem de birileri ceplerini dolduracaktı. Bu hiç kabul edilemezdi ve bunun mücadelesi de sadece sessiz sessiz çöp toplamak ve ayrıştırmak olamazdı. Ne de bireysel kaçışlar ve her ÅŸeye gözünü kapatan tuzu kuru spiritüalizmler.

 

Her ÅŸeyden önce yerküresel var oluÅŸu öne çıkaran etik bir mücadele söz konusu olmalıydı ve bu da siyasi, ideolojik ve antikapitalist olmayı gerektiriyordu. DiÄŸer tüm ekolojik mücadele yöntemleri kafa karıştırmaktan ve insanın kendisini kandırmasından baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildi.  â€‹

​​Tabii böyle konuÅŸunca haliyle bu kadar ufak bir proje bunu nasıl baÅŸarabilir eleÅŸtirisi geliyor. İşte burada meÅŸhur Denizyıldızı öyküsünü hatırlatmak istiyorum. Bilmeyenler için öykümüzün bir versiyonu ÅŸöyle: Bir fırtına sonrası kıyıya yüzlerce denizyıldızı vurmuÅŸtur ve küçük bir kız her birini denize kavuÅŸturmaya çalışmaktadır. O sırada biri ne yaptığını sorar. O da "güneÅŸ yükseliyor, deniz de çekiliyor, eÄŸer bunları denizle kavuÅŸturmazsam hepsi ölecek", der. "Ama" diye yanıtlar adam "ÅŸu sahile bak, yüzlerce denizyıldızı var, hepsini kurtaramazsın, hepsinin yazgısını  deÄŸiÅŸtiremezsin." Küçük kız kibarca dinledikten sonra bir denizyıldızını daha denize atar ve dönüp adama, "ama onun için fark etti, onun yazgısı deÄŸiÅŸti" der. 

​

Öykü harika. Evet tam da buydu istediÄŸim. Kayık1934 bu olmalıydı ama bir dakika, bir ÅŸey eksik geliyordu. Ya da bir sorun vardı öyküde. O zaman orijinal öyküyü aradım. Buldum. Loren Eiseley'in yazdığı öyküde önemli bir farklılık vardı. Kahramanımız ufak bir kız deÄŸil, yetiÅŸkin bir erkekti (gerçi kendi kızımı hatırlattığı için ben ilk versiyonu daha çok seviyorum). Yazarımız kumsalda bu adamı görür. Tıpkı ilk versiyonda olduÄŸu gibi eleÅŸtirir ama uzun düÅŸünmelerden sonra anlar ne yaptığını ve o da kumsaldaki denizyıldızlarını geriye denize atmaya baÅŸlar. Birken iki olurlar. 

 

Neredeyse tüm versiyonlar bunu atlıyorlar. Sanırım öyküyü bireysel ve mucizevi bir erdemli kahraman ÅŸeklinde kurgulamak için bu ayrıntıyı atlamak gerekiyor. Oysa ben kahraman olmaya çalışmıyorum, mütevazı kahramanların sayısını arttırmak istiyorum. Kayık1934 projesi bu olacaktı. Amaç sayıyı birken iki, ikiyken üç yapmak, bu tür giriÅŸimlerin sayısını arttırmak olacaktı. DiÄŸer seçenek hiçbir ÅŸey yapmamak. O da bana göre deÄŸil.​ ​​

Hibrit YaÅŸamlar Yoluyla Modern Kapitalist Habitatta Çatlaklar Yaratmak

Hibrit_YaÅŸamlar

BaÅŸta toptan bizi ve yerküremizi sömüren yapay habitatları deÄŸiÅŸtiremezsek de kendimize ait zamanımızda direnebilir, farklı yaÅŸama ÅŸekilleri sürdürerek hibrit yaÅŸamlar yaratabilir ve zamanla bunları büyütebiliriz. Foto Dr. Varol Aydın. FotoÄŸraftaki grup Latmos Platformu'nun üyeleri.

Özünde bir çatlak yaratmak amacım. Yani mevcut modern habitatın insanları mahkum ettiÄŸi yaÅŸam tarzına direnen bir çatlak, ekokültürel habitatların yeÅŸereceÄŸi çatlaklar.

 

Modern habitatın sürmesi için çalışmak zorundayız, bu anlamda zincirlenmiÅŸiz bu habitata. Ama zincirin zayıf bir noktası var. Çalıştığımız süreye göre çok daha az olan, bize bırakılmış boÅŸ zaman, kendimize ayırdığımız zaman. Evet, habitata çalışmak zorundayız ama onun tüketim kültürünün dayattığı ÅŸekilde yaÅŸamak, onun dayattığı yaÅŸam tarzını bize ait zamanda da sürdürmek zorunda deÄŸiliz. Burada direnebiliriz. Habitatı ayakta tutan tüketime katılmak zorunda deÄŸiliz ve modern habitatı tüketim döndürüyor. 

 

Bu direniÅŸ ve onu takip edecek ekolojik yeÅŸerme haftada iki günden ibaret de olabilir, yılda toplam bir aydan da. Ya da biraz daha fazla. Fark etmez. Önemli olan, bu tür hibrit yaÅŸamlarla baÅŸlamak, bu ÅŸekilde yaÅŸayarak  ekolojik açıdan saÄŸlıksız bu yapay habitatlara bir panzehir yaratmak, bu sayede yaÅŸamlarımızın bir kısmını, bizi zehirleyen ve bozan bu yapay habitatların dışında tutmak. Ve bunu zamanla bir aÄŸa dönüÅŸtürerek geniÅŸletmek.  â€‹â€‹

Teknolojik İkilemden Ekolojik Varlık Olduğumuzu Kavramaya

I. Ekolojik İkilemleri Anlamak

​​Bu elbette sadece farklı yaÅŸayarak deÄŸil, farklı görerek ve düÅŸünerek de olacak. Burada ikinci olmadan birincinin baÅŸarıya ulaÅŸması çok zor. İlk kavramamız gereken, bir bakıma ekolojik varlık olmamızı saÄŸlayacak ana ÅŸartımız evrimsel ortaya çıkışımızın inceliklerini kavramak. Canlıların evrimi alışıldık düÅŸüncenin aksine her ÅŸeyi doÄŸru ÅŸekilde düzenleyen bir akıl sürecinin sonucu deÄŸil. ÇeÅŸitli iniÅŸli çıkışlarla ve rastlantılarla bizi yaÅŸadığımız habitatlarla bütünleÅŸtiren bir süreç. Ama bu süreç sırasında çeÅŸitli yan geliÅŸmeler ve özellikle de evrimsel ikilemler beliriyor.

 

Bunların arasında tüm canlılar için geçerli ve bizi acilen ilgilendiren en önemli ikilem, evrim sürecinden geçmemize raÄŸmen bunun bilgisinin bizde otomatikman olmaması. Birçok ÅŸeyin bilgisi var. ÖrneÄŸin, su sesini veya yeÅŸil rengi enerji ihtiyaçlarımızı giderecek iÅŸaretler olarak algılıyoruz. Suyun hayatta kalma ve yeÅŸilin yemek olduÄŸunu biliyoruz. Ama içimizde evrimin nasıl çalıştığının bilgisi evrilmiyor. Bunu öÄŸrenmek zorundayız ve denk gelirse sosyalleÅŸmemiz sırasında ürettiÄŸimiz çeÅŸitli anlatı veya öykülerle yapıyoruz bunu. ​

II. Teknolojiyle Sınavımız

​​Çok önemli bir ikinci ikilem, doÄŸal olarak teknoloji üretme becerimiz olmasına raÄŸmen bunun uzun vadeli sonuçları üzerine düÅŸünemiyor olmamız. Birinciyi yapabilecek ÅŸekilde evrilmiÅŸiz ama diÄŸeri onu takip etmemiÅŸ. Elbette bunu da düÅŸünebiliriz ama ancak öÄŸrenerek olabiliyor bu. KendiliÄŸinden gelmiyor. Bu yüzden de teknolojilerin getireceÄŸi zararlara çok açığız.

 

En son yapay zeka teknolojisini ürettik, büyük bir sıçrama, ama yine olası olumsuz etkilerini tartışmadan, hiçbir tedbir almadan kullanıma soktuk. Yapay habitat da bundan yaklaşık on beÅŸ bin yıl önce bu ÅŸekilde ürettiÄŸimiz bir karmaşık teknoloji. Bu teknolojiyi de olumsuz etkilerini düÅŸünmeden kullanmaya baÅŸladık. O zamanlar bunu düÅŸünebilecek bir kapasitemiz henüz yoktu ama ÅŸimdi farklı bir yerdeyiz. ​​

III. Yapay Habitat Teknolojisi

​​​Yapay habitat teknolojisi dikkat etmediÄŸimiz takdirde insanda ve bizim aracılığımızla da  yerkürenin doÄŸal habitat ve süreçlerinde son derece ciddi hasarlara yol açabilecek kapasitede bir teknoloji. Bunu bilmiyorduk. Hâlâ da kavramış gözükmüyoruz. İnsan sadece biyolojik ve psikolojik bir canlı deÄŸil, aynı zamanda ekolojik bir canlı da. Bu tüm canlılar için geçerli. Çünkü her canlı bir habitatta var olmak zorunda. Biyolojik ve psikolojik olduÄŸumuzu öÄŸrendik. Ama ekolojik canlı da olduÄŸumuz bize hâlâ yabancı bir düÅŸünce ve bilgi.

 

Varlığımız sadece bedensel deÄŸil, dışımızla etkileÅŸimler sonucunda çok daha geniÅŸ bir alan ve zamanı kapsadığı gibi ikinciyi, anlatıcı yaratıcılığımız sayesinde hem geçmiÅŸ hem de gelecek kurguları olarak ÅŸimdinin ötesinde büyütebiliyoruz da. Ama bunu boÅŸ versek bile, ÅŸu kesin: yerküredeki her canlı gibi biz de yersel/uzamsal anlamda habitatsal ve zamansal anlamda da evrimseliz. Hiçbir canlıyı bu ikisinden ayıramayız. Bu sebeple her canlı aynı zamanda evrimsel ve ekolojik bir varlıktır. ​​

​​​​Tekrar insana geri dönersem, nasıl psikolojik yapımız bozulduÄŸunda davranış bozuklukları gösteriyorsak, ekolojik yapımız bozulduÄŸunda da davranış bozuklukları gösteriyoruz. Tek fark, ikincinin sonuçları çok daha geniÅŸ kapsamlı. Her teknolojinin ekolojik davranış bozukluÄŸuna yol açma kapasitesi var ama yapay habitatlarda bu sorun kat be kat artıyor. Tüketim kültürünün ortaya çıkışı büyük ölçüde böyle bir ekolojik bozukluÄŸa adaptasyon olarak görülebilir.

 

Bu ayrıntı Kayık1934'ün ekolojik yaklaşımında kilit önemde. Sadece bir nefes alanı deÄŸil, ekolojik görme ve düÅŸünmeyi öne çıkaran bir alan olacak. Ekolojik yaÅŸamak kadar ekolojik varlık olmayı, yani düÅŸünmeyi de öÄŸrenmek gerekiyor. Aksi takdirde, yerküremizle birlikte tamamen teknolojik ve kapitalist varlıklara dönüÅŸeceÄŸiz. Bu da muhtemelen ÅŸu ana kadarki yerküresel evrimin sonu olacak.

​

Ama ÅŸu anda o kadar uzun boylu düÅŸünmemize gerek yok. Zaten evrimsel anlamda böyle bir doÄŸal becerimiz de yok, öÄŸrenmemiz gerekiyor. DiÄŸer yandan, kendi bireysel keyfimizi bir araç olarak doÄŸal becerimiz var. Keyif en önemli ekolojik yol göstericimiz. Ama burada bile çeÅŸitli teknolojik araçlarla kandırılmaya çok müsaidiz. Yine de ilk önce buradan, kendi kiÅŸisel keyif ve mutluluÄŸumuzun ekolojik açıdan ne anlama geldiÄŸini öÄŸrenmeye baÅŸlayıp oradan yerküremize destek olmaya giriÅŸebiliriz. İlk önce kendimizi çözmemiz ve kurtarmamız gerekiyor. 

​

Böylece projenin ekolojik yanının evrimi de tamamlanmış oluyordu. Bir de tabii denizcilikle ilgili yanı vardı. 

​​Böylece projenin ekolojik yanının evrimi tamamlanmış oluyordu. Biraz iddialı mı? Hiç sanmıyorum ama sonuçta bulunduÄŸumuz koÅŸullarda mevcut sisteme muhalif her giriÅŸim iddialı görünecektir. Neyse sonuçta güçlü bir ekolojik mücadele anlayışıyla denize inmeyi çıkmayı planlıyordum. Ama bir de projenin güçlü bir denizcilik yanı olmasını arzuluyordum, geleneksel denizcilik kültürünü bir doÄŸal denizcilik anlayışıyla buluÅŸturacak bir yanı. Bunu da kısaca Proje ve Öyküsü'nde açıklıyorum. Hemen Ekolojik Mücadele Anlayışımın Özeti'nin ardında. Ya da doÄŸrudan Sakoleva Tırhandil ve Denizcilik AraÅŸtırmaları kısmına gidip okumaya baÅŸlayabilirsiniz. 

Kayık1934'ü takip etmek için 

TeÅŸekkürler

Tel: 0537-471-0029

Kayık1934'ün ikinci temel emekçisi: Özlem YeÅŸilada Binder
Yelkenlimizin Yapımına Bedenen Katkıda Bulunanlar

(Ayrıntılı TeÅŸekkürler için bakınız.) Aslı Parlak, AÅŸkın Karaduman, Bülent Yükselen, Can Karahasan, Devrim Doruk, Ebru ÇavuÅŸoÄŸlu, Esin Tekin, Gökhan Yılmaz, Gökay Åženavcı, Haluk KuÅŸakoÄŸlu, Leyla Yıldız, Muhittin Erkut, Murat Gül, Özlem YeÅŸilada Binder, Silvana Ege Binder, Songül Yılmaz, Zeynep Dinçer

Kayık1934'e ÇeÅŸitli Åžekillerde Katkıda Bulunanlar 

(Ayrıntılı TeÅŸekkürler için bakınız.) Eski Bodrum Belediye BaÅŸkanı ve Åžimdiki MuÄŸla BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanı Ahmet Aras, Eski Bodrum Belediyesi Zabıta Müdürü Deniz Özyıldız, Eski Bodrum Belediyesi Güvenlik Amiri Serkan Kanik, Bodrum Deniz Müzesi Müdürü Selen CambazoÄŸlu, Ali Dokur, Ali Åženavcı, Ali Åžengün, Barbaros Ergene, Bilal KarataÅŸ, Cana Üngün, Cem Gür, Çetin Akıncı, Deniz Kılıç, Devrim DevecioÄŸlu, Erol KurutaÅŸ, Fatih Avcu, Gonca Alpan Tursoy, Gökay Åženavcı, Haluk Bener, Hamdi Yörür, Kaan KurutaÅŸ, Mehmet Uyargil, Murat Gül, Mustafa Özkeskin, Nacı Arıcı, Naftotopos.gr, OÄŸuzhan UlutaÅŸ, Tanıl Tuncel, Thanasis Giannikos, YaÅŸar Anter, Yusuf CivelekoÄŸlu, Zehra Denizaslanı

Kayık1934'e Maddi Katkıda Bulunan Destekçilerimiz - 123 kiÅŸi

Ahmet Demirel, Ali Boltaç, Ali Hakan Albayrak, Ali Sadık Boltaç, Ali Åžengün, Arslan Ziylan, Aslı Parlak, Aslı Yurdanur, AÅŸkın Karaduman, Aycan Kan Ülkü, Aydın Evren Özol, AyÅŸe Sevinç, Azade Uslu, Behiye Zeynep AktoÄŸu, Beykan Askan, Burak DikmenoÄŸlu, Bülent Yükselen, Cahit Arseven, Can Karahasan, Canan Yurdacan, Candan Uca, Cem Turgay, Cemile Turgay,  DeÄŸer Altunay, Deniz Boltaç, Devrim Doruk, Ebe Suzan Öztürk, Ebru ÇavuÅŸoÄŸlu, Elif Özgen, Esma DoÄŸan, Feyha Karslı, Filiz Askan, Filiz Yavuz, Firuzan Güney, Fuat Aksun, Füsun Bumin, Gamze Özer, Gizem Yurdanur, Gonca Arayıcı, Gökay Åženavcı, Gökçe Altunay Solmaz, Gökhan Kahraman, Gülin Demirok, Gürkan Güney, Güzide Akkün, Haluk Bener, Halikarnaslı Çocuklar - Zeytin Taneleri Kütüphanesi - Bodrum Kent Kütüphanesi, Haluk KuÅŸakoÄŸlu,  Handan KarakaÅŸ, Hüseyin Peker, Ilgaz DoÄŸrul, İpek Boltaç, İsmail DoÄŸan, İştar Gözaydın Savaşır, Jale Alpay, Jale Pasinli, Kaan KurutaÅŸ, KadiroÄŸlu Salih Öztürk, Kebire Yıldız, Lale Ak, Lale Ferenc Smekal, Leyla Yıldız, Livio Manzini, Marion Feildel, Matthias Müller Senti, Mehmet KütükoÄŸlu, Mehmet Uyargil, Metin Göncü, Metin HekimoÄŸlu, Murat Gül, Murat NecioÄŸlu, Murat Özkan, Mustafa Cem, Mustafa PaÅŸalı, Mübeccel Yalçın, Müjgan Bener, Nazan Kemal Gökcan, Necibe Öztürk, Nesip Tolun, Nil Tütüncü, Nuran Akkılıç, OÄŸuzhan UlutaÅŸ, Olcay Özgül, Osman Can Özcanlı, Osman Özkan, Oya Balkanlı, Oya YeÅŸilada, Ömer Karahan, Peyman Arpacılar-Köllhofer, Recep Perk, Rengin Binder, Reyhan Alpay, Reyhan Bayındır Gönenç, Rıdvan Demirok, Romain Narcy, RuÅŸen Germirli, Saadet CoÅŸkun, Sabahaddin Bilsel, Sabahat Hawker, Saliha Düzel, Samer Atasi, Sedef Kaynarkan, Sercan ÇaÄŸlar Erel, Seval YeÅŸilada AkbaÅŸ, Sevil BilgenoÄŸlu, Sevinç Gülsayın, Songül Yılmaz, Åžule Kükrer, Tankut Ülkü, Tarkan KahvecioÄŸlu, Tümay Altınsoy DeÄŸirmenciler, Utku Özgür Ünlü, Vahdet Ünal, Vedat Zincir, Volkan Demirkan, YaÅŸar Yılmaz, YaÅŸare Kılıç, Yerten Kalfa, Yıldıray Özmen, Yücel Yılmaz, Yücel Ziylan, Yüksel Aymaz, Zeynep Dinçer

Kayık1934'e Malzeme Katkısında Bulunan Destekçilerimiz - 10 kiÅŸi

Ahmet Kurt: Bir adet krom admiralti demir, Ahmet Parsoy: Bir adet admiralti demir, Ayhan Güneysu: Atölye için elektrik kablosu, Devrim Doruk: İki büyük ve bir küçük güneÅŸ paneli, cankurtaran yelekleri ve biraz halat, Haluk KuÅŸakoÄŸlu: Kontrol kutusuyla 1 büyük güneÅŸ paneli, İş aletleri, Mehmet ÇavaÅŸ: Bir adet pulluk demiri, Metin Göncü: İş aleti, Murat Gül: Altı adet çift dilli makara, İş aletleri Nedim Karakartal: 100 kg'lık tonoz, Salih Bingül: Pusula Zehra Denizaslanı: Bir makara halat

Kayık1934'e Lojistik Katkıda Bulunan Kurum veya İşletmeler
bodrum-belediyesi-logoB.jpg
BDMingB.jpg
Girit_Dernek.jpeg
Milas Belediyesi.jpg

Logo sırasıyla: Bodrum Belediyesi, Bodrum Deniz Müzesi, Bodrum Girit ve Yunanistan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma DerneÄŸi, Milas Belediyesi

Kayık1934'e Maddi Katkıda Bulunan Kurum veya İşletmeler
Bodrum-Der.jpeg
main_logo_bottom.png

Logo sırasıyla: Bodrum Kültür Turizm ve Dayanışma DerneÄŸi, Arka Ristorante Pizzeria

bottom of page