Doğallığa Dönüş - Motorsuz Ekolojik Yelkenli
"İki arada bir derede, iki parçaya bölünmüştüm sanki. Biri dayatılan, diğeri arzuladığım. Sanırım bu proje, bu girişime şekil veren düşünce, ilk başta farkında değildiysem de bu ikilemden doğdu."
İlk önce projenin öyküsü. Biraz fazla bir yer ayırdım bu kısma. Çünkü beklemediğim bir mücadelesi ve aydınlanması oldu bu girişimin, hem projeyi hem de beni dönüştüren. Bu girişimi tam anlamıyla anlamak için bu dönüşümün öyküsünü bilmek gerekiyor diye düşünüyorum. O yüzden ilk önce öyküsü. Ardından kısaca projenin geleneksel denizcilik de dahil hedeflerine geçiyorum. Doğrudan oraya da gidebilirsiniz, gerçi epey aşağıda, ama bence ilk önce öyküyü okumalısınız.

1973 yılı Bodrum limanı. Uzun direkli tekne Odysseus, ilk teknemiz. Benim de ilk habitatım diyebilirim. Böyle bir kasabada şekillenmeye başladım. Foto: Ali Şengün arşivinden.
İlk Dünyam, İlk Habitatım, İkilemim
"Sekiz yaşında tanıştım denizle. Mavi yolculuktu işimiz. Yılın yarısı deniz ve doğa. Yetmişli yıllar, kıyılar, koylar her yer boş. Çocuk bir miço ne yapar bu durumda? Aralarda dağlara kaçar. Yetişkinler arasındaki yegane oyun alanım. Kışlarım da pek farklı değildi, köyden biraz büyükçe Bodrum'da. Dağlar, kırlar, doğa. Bir de kitaplarım.
Sonra üniversite, yurt dışı, kent yaşamı, modern yaşam. Purdue Üniversitesi. Makine mühendisliği. Son dönem "bu ben değilim" deyip terk. Yine deniz. Sonra tekrar üniversite. Bu sefer UC Berkeley. Antropoloji ve arkeoloji. Biraz da tarih. Çeşitli işler, sorumluluklar, hayat, ilkinden çok farklı ikinci bir yaşam.
Pek uyamadım ikinci yaşamıma. Kötü de değildi ama ilki hep içimdeydi. İki arada bir derede, iki parçaya bölünmüştüm sanki. Biri dayatılan, diğeri arzuladığım. Sanırım bu proje, bu girişime şekil veren düşünce de, ilk başta farkında değildiysem de bu ikilemden doğdu.

Baba oğul seferde. Cihat Kaptan (Kurutaş)

Odysseus, büyüdüğüm yelkenli
Tabii sadece bu değildi beni buraya getiren. Geri döndüğümde büyüdüğüm yeri, o ilk dünyamı, habitatımı bulamadım. Modern yaşam tamamen farklı bir şeye dönüştürmüş, sanki katletmişti.
Sadece kasabam da değildi katledilen. Bir zamanlar çalıştığım o kıyılar, oralardaki diğer yerleşimler de aynı yazgıyı paylaşmış, vahşi kapitalizmin kurbanları olmuşlardı.
Sadece yerel de değildi sorun. Küreseldi, her yerdeydi. Yerküremizi, gezegenimizi, asıl yuvamızı da bozmuştuk. Bir yanda iklim krizi, diğer yanda ekolojik krizler. Bu arada biz de bozulmuş, giderek doyumsuz, mutsuz, sürekli harcayan ve tüketen, duyarsız bireylere dönüşmekteydik.
Kayık1934 Doğuyor - İlk Düşünceler
Balıkçı'dan İlham

SIk sık dağlara da kaçıyor, düşüncelerimle baş başa kalıyordum. Foto: Aşkın Karaduman
Bu tür düşüncelere takılınca, insan kaçmak istiyor haliyle. Bende öyle olmadı. Hayat sürüyordu ve tam o sırada eski yelkenlere kapılmıştım. Onları araştırıyor, ara sıra da "ah, bir teknem olsa da, bunları deneyebilsem" diyordum. Ama bu da değildi bu projeyi başlatan.
O sırada Ege denizciliğiyle ilgili bir kitap yazmaya çalışıyordum. Seksen sayfa kadar yazmıştım da. İlk bölüm denizcinin denizi nasıl algıladığıydı. Kendi deniz deneyimimle başlamıştım ama yıllar geçmişti en son denize çıkışımın üzerinden, keşke tekrar denize açılabilsem de bu kitabı öyle yazsam diye düşünmeye başlamıştım.
Tam o sırada Halikarnas Balıkçısı'nın sürgün cezasından sonra ilk kez denize açılıp motorsuz bir yelkenliyle Knidos'a gidişini okudum. İlk kez Arşipel'le buluşmasını. Çok etkilenmiştim. Ben de yaşamıştım buna benzer bir şeyler ama tam bu değildi. Bunu yaşamalıydım. O döneme ait bir yelkenliyle bunu tekrarlamalıydım. Asıl denizcilik buydu. Şöyle on metrelik ama kesinlikle motorsuz, doğayla baş başa. Sadece yelkenli.
Yapabilirdim. O kadar para yoktu ama kaba gövdesini bir ustaya yaptırıp kalan ayrıntıları ve yelken armasını ben yaparsam olabilirdi. Yazın değil de diğer mevsimlerde çıkarsam, iyi kötü eskiyi, orijinali yakalar ve yazardım. Devamı..
Kayık1934 Ekolojik Ruhunu Buluyor
Bugün karşılaştığımız ekolojik krizlerimizin ardındaki ana sebebin modern insanın içinde yaşamaya zorlandığı yapay habitatın onu evrimsel doğallığından uzaklaştırarak hem bedensel hem de zihinsel olarak sömürgeleştirilmesi ve bundan kaynaklanan mutsuzluğu olduğunu düşünüyorum.
Ne Yapmak İstiyordum?

Bu sırada, proje sayesinde tanıştığım balıkçı ve tekne ustası arkadaşım Murat Gül, kendi imkanlarıyla Giresun'dan kalkıp geldi ve on gün boyunca bana hızlandırılmış bir kurs verdi. Bu işteki yegane ustam oldu. Çok da makbule geçti. Ama on gün yeter mi? Daha öğreneceğim çok şey vardı. Onları da kendim öğrendim.
Bu işin teknik kısmıydı. Kayıkla baş başa kalınca projenin içeriğini de yeniden düşünmeye başlamıştım. Hâlâ geleneksel yelkenli yapma fikri vardı. Sadece gövdesiyle de değil, yelken armasıyla ve de motorsuz.
Diğeri, yani bu yelkenlide modern yaşama alternatif bir yaşam tarzı seçeneği sunma fikrim de hâlâ canlıydı. Ama bir derdim vardı. Bu ikisi de nostaljik görülüyordu. Oysa bu değildi kafamdaki. Özellikle de alternatif yaşam tarzında. Bunu netleştirmem gerekiyordu. İlk başta da kendime. Önemli bir keşif oldu bu kısım. Anlatayım. Devamı için...
Çözüm Doğallığımızı Koruyacak Ekokültürel Habitat
Eğer ekolojik bir yanı, bir amacı olacaktıysa bu projenin, ilk önce bir ekolojik kültürün yeşermesini mümkün kılacak bir alan, bir ekokültürel habitat olmalıydı.
Ekolojik Çözüm

Kayığın sarmasını bitirdiğimde. Sancak kıç omuzluktan görünüş.
Tüm bu kafa yormalarım sonunda projenin ekolojik yanı farklı bir yere gelmişti. Şu çok açıktı: Ekolojik krizlerimiz sürdürülebilirlik veya yenilenebilirlikle çözülmeyecek kadar büyüktü. Mücadeleyi teknik çözümlerle sınırlamak ve konuyu tüketim kültürüne getirmemek bizi çözümden uzaklaştırıyordu. Neden tartışmalarda tüketim kültürü yoktu? Çünkü o zaman konu kapitalizme gelecekti. Yapay habitatı yürüten en son sistem olarak kapitalizmin ne kadar doğru çalıştığını sorgulamayan hiçbir ekolojik mücadele ciddiye alınamazdı. Samimi olsalar da çözüm sunmuyorlardı.
Bu tespitlerden sonra projenin ekolojik tavrı da hafif kalmıştı. Genel eğilime uyup ekolojik mücadele veriyormuş gibi gözükerek kendimi vicdanen rahatlatmakla yetinebilirdim. Ama etik olmazdı bu. Ekolojik duruşumu gözden geçirip projeyi bu sonuçlara göre adapte etmeliydim. Teorik adaptasyon kolaydı. Asıl zorluk, teoriyi somut bir uygulamaya dönüştürmekti.
Modern yaşama alternatif bir nefes alanı, farklı bir habitat fikri böyle belirdi. Madem sorun habitattı, içinde yaşamak zorunda olduğumuz habitatlardı, o halde çözüm de daha uygun bir habitat olmalıydı.

Tek değildim burada. Kentlerden kaçıp arsa, ev, bahçe alarak kendilerine farklı bir habitat yaratmaya çalışanlar vardı. Ama bunlar kısmen biraz farklı nefes aldıran sığınak-habitatların ötesine geçmiyordu. Çünkü kaçtıkları habitatın temel işleyişine dokunmuyor, sadece olumsuz etkilerinin şiddetini azaltmakla yetiniyorlardı.
Temel işleyişi değişmeli, böylece olumsuzluklar hiç belirmemeliydi. Nasıl olacaktı bu? Bizi modern yapay habitatın zincirlerinden kurtaracak ve evrimsel doğallığımızla tekrar buluşturacak bir habitat yaratmalıydık. Yani milyonlarca yıllık yerküresel evrimimizle uyumlu bir habitat. Devamı için...
Kayığın sarmasını bitirdiğimde. Baştan görünüş.
Ekolojik Mücadeleye Dair Son Söz
Özetleyecek olursam, yelkenlimizi yapma sürecinin sonuna geldiğimde kendi ekolojik dönüşümüm de tamamlanmıştı. Bir bakıma ben kayığı yaparken o da beni yapmıştı. Bu projenin ekolojik açıdan ne olması gerektiğini çözmüştüm artık. Kayık1934'ün ekolojik mücadelesi sadece modern yapay habitata alternatif ve bizi yerküresel ve evrimsel doğallığımızla yeniden buluşturan bir habitat yaratmak olmayacaktı. Aynı zamanda bunu ideolojik ve siyasi bir duruşla buluşturacak ve bu bağlamda yapay habitatların son versiyonu olan modern kapitalist sürecin aslında biyolojik, psikolojik ve ekolojik sömürü habitatı olduğunu, sorunun, yerküreden önce insan sömürüsüyle başladığını ve bunun sadece ekonomik olmadığını ilk önce bu üç alanı da kapsadığını anlatacak, öncelikli olarak bunun ideolojik mücadelesini verecekti. Bu açıdan bakınca her ekolojik mücadelenin siyasi olmasının da şart olduğuna, antikapitalist bir duruş da sergilemesi gerektiğine ikna olmuştum. Ama sadece kapitalizmin tüm siyasi karşı çıkışları hapsettiği ekonomik alandan ibaret olmayan, biyolojik, psikolojik ve ekolojik alanları da kapsayan bir siyasi duruş olacaktı. Sonunda keşfimin sonuna gelmiştim. Artık yolculuğuma hazırdım.
Ekolojik mücadele yaklaşımım üzerine burada yazdıklarım uzun gibi gelse de aslında bu kısa versiyon. Genel noktaları sıraladım. Konuyu çok daha ayrıntılı açıkladığım iki ayrı bölüm daha hazırladım.
İlki Doğallığa Dönüş Burada ekolojik mücadelenin temeline yerleştirdiğim yapay habitat ve bunun yol açtığı insan mutsuzluğu ve sömürüsü sorununu teorik düzeyde bol ayrıntılı şekilde açıyorum. Ama hemen o sayfada değil. Üç ayrı alt bölüm var. Teorik ayrıntılı tartışma Doğallık Felsefesi sayfasında. Etkinlikler sayfasında da bu felsefenin pratiğe geçirilmesi konusuna giriyorum.
Buradan, bu projenin ekolojik yanıyla ilgili ikinci önemli bölüm olan Ekolojik Yelkenli sayfasına geçerseniz hem nesne ve faaliyet konuları üzerine sanırım epeyce teorik bir tartışma ve bu teorinin bu yelkenlide nasıl uygulanacağının açıklamalarını bulacaksınız.
Projenin ekolojik boyutuyla ilgileniyorsanız bu iki bölümde fazlasıyla tatmin olacağınızı düşünüyorum. Ama ilgi alanınız projenin geleneksel denizcilik ve yelkencilik boyutuyla sınırlıysa o zaman aşağıda bununla ilgili kısa bir bilgilendirme yapıyorum.
Kayık 1934 - Denizcilik Araştırma ve Deneyimleri
Ana meselem ekolojik mücadele, bir ekokültürel alan yaratmak ama bir de çocukluktan gelen denizcilik merakım var. Geleneksel denizcilikle ilgili bazı çalışmalar da yapmak istiyorum ve mümkünse bu kültürü yeniden canlandırmak istiyorum.

Kayığı inşa ettiğim zeytinlik. Foto: Çetin Akıncı.
Anıt-Kayık: Yüzyıl Öncenin Motorsuz Yelkenlisi
Yaklaşık yüz yıl öncenin yelkenlisini yapıyorum. Bir sakoleva tırhandil. Artık olmayan bir tür, yelken çağı türü. Aslına uygun, yani motorsuz olacak. Motorsuz olması önemli. Çünkü motorsuz olmadığı sürece o dönemin gerçek bir replikasının yaratılmayacağını düşünüyorum.
Ama sadece bu değil sorun. Motorlu bir yelkenli de, ne kadar teknenin gövdesinde eski canlandırılmış olsa da yapılan denizcilik hiçbir zaman o dönemin denizciliği olamaz. Çünkü motorun varlığı öyle veya böyle bunu engelleyecektir. Oysa ben burada en orijinal haliyle o deneyime ulaşmak istiyorum. Motorun varlığı bunu büyük ölçüde engellediği için bu yelkenlide motor olmayacak.
Bu yelkenli sadece yelkenleri ve onları idare eden kafa ve bedenlerle gideceği için bu projenin ekolojik boyutuna, yani doğallığa dönüş felsefesinin hayata geçirilmesine de çok uyacak.
Bu kadar eski bir yelkenli türünü geri getirmek de, eğer her şey yolunda gider de becerebilirsek, hem Bodrum hem de Ege denizciliğine güzel bir armağan olacak. Bodrum, replika da olsa bir anıt-kayık kazanacak.
Laboratuvar-Kayık: Denizcilik ve Yelken Araştırmaları

Yelkenlimizin kendisi gibi yelken arması da yüz yıl öncesinden. Sakoleva. Son dört kuşaktır hiç kimsenin artık görmediği, bilmediği bir yelken türü. Ama sadece sakoleva değil, geçmişin diğer yelken türlerini de deneyeceğim. Bu da benim özel merakım.
Zaten bu projenin bir ayağı bu yelken türlerini ve onlarla gelen denizciliği araştırmak ve öğrenmek. Yani Kayık1934 bir laboratuvar-kayık da olacak. Herhalde bu alanda tek olacağız. Sonunda ulaşmak istediğim ana arma bu görseldeki.
Yelkenlimizin hedeflediğimiz Sakoleva arma Planı
Bu arma ve denizcilik çalışmalarımız hakkında daha fazla bilgi için aşağıdaki bağlantılara gidebilirsiniz.
Anıt Kayık ve Araştırmalarla ilgili daha fazla bilgi için: Doğal Denizcilik
Kayığımızın gövde, arma, tipiyle ilgili daha fazla bilgi için: Sakoleva Tırhandil
Ekolojik-Kayık: Motorsuz Doğal Yelkenli
Yelkenlimiz yüz yıl öncesinin yelkenlisi olacak ama yüz yıl önceki denizlerde, dünyada dolaşmayacak. Bugün bir krizler çağındayız. Antroposen çağındayız. Yani insan varlığının artık gezegenimizin işleyişini değiştirmeye ve biz de dahil diğer canlılar için bozmaya başladığı bir çağdayız. Ana krizimiz de iklim krizi.

Böyle bir çağda bunu dikkate almadan herhangi bir nesne yapmak artık bir seçenek bile olmamalı. Maalesef öyle değil ama bu proje buna önem veriyor.
Motorsuzluk aşırı gözükebilir. Motorsuz olmak o kadar da şart değil, bu benim seçimim, ama teknolojik basitleştirme ve teknelerin daha az kaynak tüketecek şekilde yapılmaları mümkün. Herkes payına düşeni yapmalı. Şımarıklığa gerek yok. Bu kıyıların elden geldiğince doğal hallerinde sürmesi şart. Sadece çöp toplamakla olmuyor.
Yelkenlimizin hedeflediğimiz Sakoleva arma planının direk ve çubukları
Kocaman bir bölüm ayırdım bu konuya. Hem kuramsal hem de uygulamayı anlatan: Ekolojik Yelkenli
Kayık 1934'ü Nasıl Destekleyebilirsiniz?
Öyle büyük bir birikimle başlamadım bu projeye. İki kişinin mütevazı birikimiyle. Hatta yetmeyecek bir miktarla ama beklemek de istemedim. Belki benim gibi hissedenlerden destek gelir diye düşündüm. Bu zamanda? Ama hayır, yanılmamışım. Hâlâ varmışız.
Destekçilerimizin çoğuyla bu vesileyle tanıştım. Sayıları yüzü geçti. Az mı? Belki? Ama böyle çoğalıyor denizyıldızı kurtarıcıları. Desteklere rağmen, beklenmedik olaylar, usta oyunları, küresel salgın covid, ekonomik kriz, orman yangınları, deprem vs süreci zora soktu. Sık sık para bitti ama vazgeçmedim. Ara sıra moralim dibe vurup çaresizlik ele geçirdiyse de teslim olmadım. Sona yaklaştım. Destekler şimdi daha da önemli oldu.
Bağış Değil, Destek
Bağış yerine destek diyorum. Çünkü destekleyenler için de karşılığı olsun istedim. Bir tür takas sistemi. Ne verebilirim diye düşünürken çok farklı bir yelkenlide ve ekokültürel habitat yaklaşımım doğrultusunda bir deneyim sunabileceğimi düşündüm. Çeşitli seyirler ve etkinlikler hazırladım. Eğer bu projeyi desteklemek istiyorsanız, tüm yapmanız gereken, düşündüğünüz destek oranında bir etkinlik seçmek.
Belki benimle tam olarak aynı yerde değilsiniz bu projede, olabilir. Bu sayede projeyle daha yakından tanışma imkanınız olabilir. Yine aynı yerde olmadığınızı düşünürseniz, en azından güzel bir tatil yapmış olursunuz. Ya da benimle aynı yerde olduğunuza ikna olup daha fazla dahil olmak isteyeceksiniz. Sonuç olarak karar vermenize yardımcı olmak ve desteğinize minnettarlığımı göstermek için yapacağınız desteğe karşılık bazı etkinlikler hazırladım. Etkinlikleri ve diğer ayrıntıları Destek sayfamızda görebilirsiniz.
