10369744_10152417134863446_1827234712185

Anıt Kayık

İlk hedef: 1930'lara ait motorsuz, sadece yelkenli bir Anıt-Kayık yapmak.

Tarihsel Derinlik

Foto Naftotopos sitesinin arşivinden 

Geçmişsiz yaşayabilir miyiz? Muhtemelen. Ama anlamlarımız olmadan, yaşamlarımızı anlamlandırmadan yaşayamayız. Geçmiş, anlamlarımıza derinlik katar.

 

Eski bir bina veya meydanı ya da heybetli yaşlı bir ağacı düşünün. Yaşadığınız yerle aranızdaki bağlantıya derinlik katar, o yeri sizden çok daha geriye, önceye götürür. Bilirsiniz ki sizden önce başkaları o binaya dokunmuş, yanından geçmiş veya o ağacın altında oturmuştur. Kendinizi daha büyük bir şeyin parçası hissedersiniz.

 

Derinlik bireysel ve toplumsal yaşamlarımıza istikrar kazandırır, birbirimizle daha sıkı kenetlenmemizi sağlar, aramızdaki bağları güçlendirir.

 

Anıtlar, bayramlar, önemli günler, müzeler, eski eşya koleksiyonculuğu, fotoğraf albümleri, ana babadan veya daha da önceki kuşaklardan kalan eşyaların saklanması, bunların evlerimizde veya müzelerde teşhiri vb hep bu yüzdendir. Toplumsal ve kültürel yaşamlarımıza derinlik kazandırmak isteriz. 


Eski yelkenliler de aynı işlevi yerine getirir. Karada birkaç yüz yıllık bir meydanın yaptığını, denizde de elli, altmış ve bazı durumlarda birkaç yüz yıllık yelkenliler, gemiler yapar. O yüzden denizcilik müzeleri bu tür anıt yelkenlileri veya gemileri artık faal olmasalar da itinayla korurlar.  

1938'de Bodrum limanında yelkenliler  Sailing work boats in Bodrum in 1938

1930'lar Bodrum limanı. İrili ufaklı çeşitli yelkenli iş kayıkları demirlemiş.

Anıt-Kayık

Limanların tarihsel meydanları da eski yelkenliler ve gemilerdir. Bodrum maalesef bu tür anıtsal deniz araçlarından yoksundur. En eskisi ancak 1960’ların başındandır.

 

Bu alanda ilk gelişme Mehmet Baş'ın, 1962 Ziya Güvendiren yapımı Aksona adlı süngerci kayığına kazandırdığı anıtsal statüdür.

 

Anıtsal kayıklar artık yok denecek kadar az, bu boşluk ancak replikalarla doldurulabilir. Yunanistan'da böyle bir replika çalışması var. Bodrum'da da 2014'te Mustafa Özkeskin bir eski tırhandil replikası yapmıştır. Kayık 1934 projesinin sahibi de bu tırhandile geleneksel bir arma tasarlamış ve armacı Ararat Kaya'nın yardımıyla yerleştirmiştir.

Yine aynı şekilde geleneksel denizciliğin başka bir taraftarı Cem Gür, uzun bir çalışmadan sonra motorlu olsa da özgün bir tırhandil yapıp denize indirmiştir.

 

Yalnız bu replika kayıklar başarılı girişimlerse de, iki açıdan eksik kalmışlardır. Motorludurlar; tam anlamıyla yelken dönemini temsil etmemektedirler. İkincisi de, Aganta'nın durumunda, yelken arması yakındır ama tam olarak bu yörenin özgün arması değildir. . 

  

Bu projenin ilk hedefi de bir replikadır: En son doksan küsur yıl önce var olmuş bir yelkenli iş kayığını o günkü özgün haliyle, yani motorsuz ve modern teknolojisiz yeniden yapacağız.

 

Bu replika sadece 1930’ları anımsatmayacak, yelkeni Antik Çağa ve gövdesi de en az üç yüz elli yıl geriye giden bir geçmişin öyküsünü de sunacak.

Böylece Bodrum’un ve Ege'nin denizcilik geçmişine ışık tutan önemli bir anıt kazanacağız. Ayrıca sadece yelkenle giden bir sakoleva tırhandil olarak  da hem Bodrum ve Türkiye'de hem de muhtemelen tüm Ege'de türünün tek örneği olacak.

Kayığımızın bir önemli özelliği daha var: Gövdesini, Bodrum ve muhtemelen Türkiye'de Cumhuriyet döneminde ilk tırhandilini yapmış Nami'nin Mehmet ustanın torunu Mehmet Uyav usta yapacak. Dolayısıyla anıt-kayığımız hem önemli bir tekne yapımcısı ailenin hem de ilk tırhandilin öykülerini de içerecek. 

Nami'nin Mehmet'in ilk tırhandili yapış öyküsü ve Mehmet Uyav için: 

1960'lar Bodrum limanında bir tırhandil. Ana randa yelkeni ve floğuyla tam arma. Muhtemelen bir süngerci kayığı ve artık içinde makine de var. Arka planda Bodrum kalesi.

1960'lar Bodrum limanında bir tirhandil A trehandri in 1960s Bodrum harbour

Sergi-Kayık

Bir anıt-kayık aynı zamanda bir sergi-kayıktır. Tüm bileşenleriyle 1930'ların kayığını yaratarak ilgilenenleri geçmişin denizciliğiyle tanıştıracağız.

Tırhandil gövdesi yabancı değil. Ama arması, yani yelkenleri, halatları, boğataları, makaraları, palangaları, denizci bağ ve örgüleri ve diğer aksamıyla  bir denizcilik müzesi sergisini andıracak.

 

Belli günlerde de kayığımızın sergi işlevini, denizcilik bağları, halat veya tel örme, makara ve palanga kurulması gibi geleneksel denizcilik atölyeleriyle destekleyeceğiz. Kullanımla ilgili atölyelerimiz de deniz üzerinde olacak.   

 

Burada bu projenin en önemli destekçisi Bodrum Deniz Müzesiyle iş birliğine gidilecek. Sergi-kayık işlevi Müze için de önemli bir adım olacaktır. Ziyaretçiler, müzedeki modellere ek olarak bir de gerçek boyutlarında ve özgün haliyle bir 1930'lar replikası görebilecekler.

Tabii kayığımızın proje kapsamında başka işlevleri de olduğundan, sergi olarak ancak belli günlerde ziyarete açık olacak.

Bodrum limanında bir gangava sünger kayığı. Bordasında gangavası duruyor. İçinde motor gözüküyor. Dolayısıyla fotoğraf muhtemelen en erken 1950'lerden.

Elçi-Kayık

Bir anıt-kayık aynı zamanda bir elçi kayıktır. Her şeyden önce geçmişi bugüne taşıdığı için geçmiş denizciliğin elçisidir. Ama bunun ötesinde elçilik işlevleri de yüklenecek.

 

Ziyaret edeceği yer ve limanlarda hem geleneksel denizciliğin elçiliğini hem de doğa ve denizin elçiliğini yüklenecek. Gezegenimize, bu gezegeni paylaştığımız canlılara ve kendi kentlerimiz dışındaki habitatlara daha duyarlı yaklaşmamız gerektiğinin mesajını verecek. 

 

Katılacağı festival ve yarışlarda da doğal olarak Bodrum ve Ege denizciliğinin bir elçisi olacak.

 

Ama hiçbir zaman unutulmaması gereken çok en önemli bir nokta var ki, bu kayık geçmiş denizcilerin elçiliğini de yüklenerek onların anısını yaşatacak.