Sonunda Omurga Sorunumuzu da Çözdük
- timucinbinder
- 13 saat önce
- 3 dakikada okunur
Ve sonunda kayıktaki en büyük derdim, en büyük stresim de sona erdi. Evet, bir yandan Deniz Bitiyor teması üzerinden ekolojik mücadele üzerine yazılar yazıyorum ama bir yandan da kayığı da götürüyorum. Bu sefer de ara verip kayıktaki son gelişmeleri anlatayım.
Yoğun geçti Temmuz. Bir kere kalafat vardı. Hem bordalar hem de güverte. Bordalar bitti, güverte de bitmek üzere. Yaz sıcağı zorluyor, sabah ve akşam üstü çalışıyor ustamız, Mehmet Ertop usta. Ama o en büyük derdim kalafat değildi. O normal prosedürün parçasıydı. Omurgaydı baştan beri en büyük stresim.
Kayığın öyküsünü baştan beri takip edenler bilir. Bir ustayla başlamıştık bu projeye. Amacım kendi başıma tekne yapmak değildi. Usta gövdeyi yapacak, ben de diğer işleri ve armayı yapacaktım.
Beklediğimiz gibi gitmedi. Meğer artık pek ustalık yapmayan, müşterilerini tuzağa düşürüp para kazanan birine denk gelmişiz. Uzatmayayım, yürümedi, bir süre sonra uyandık olaya ama tabii eldeki para gitmiş ve kayık da daha hâlâ çok başlangıç aşamasındaydı. İşte o zaman kolları sıvayıp bu daha önce hiç yapmadığım işe girişmiştim. Zaten para da gittiğinden başka çarem de yoktu. Ya vazgeçecektim ya da kendim girecektim işe.
Kayığın sadece iskeleti vardı elimizde, o da bir kısmıydı ve olan kısım da henüz yerine tamamen monte edilmemişti. Bir sürü bileşeni eksik olduğu gibi, bazıları da sorunluydu. Bunlardan biri de omurgaydı. Daha ilk aldığım andan itibaren şüphelenmeye başlamıştım omurgadan.

Gözüme garip gözüküyordu ama usta değildim, ne anlardım ben. Meğer varmış bir sorun. Zaten Bodrum’dan genç ve tanınmış bir tırhandil ustası arkadaşımız da uyarmıştı beni bu konuda. Tesadüfen ustanın atölyesine uğradığında bitmiş omurgayı görmüş ve döndüğünde bana ustanın sakat ağaçlar kullandığını söylemişti. Neyse çok sürmedi benim ilk şüphelerimin onaylanması ve omurgada çürük yerler gördük bir süre sonra.
Ben buna hata falan demiyorum. Çünkü söz konusu usta ne ağaç kullanacağını çok iyi bilen bir usta. Bilmiyorduysa baştan ona söylemiştim hangi ağacı istediğimi. Ama o ağaca gitmedi, bana söylemeden tamamen saçma bir ağaç kullanmış. Tespitlerimize göre karaçam. Bu bildiğiniz kötülük. Daha fazla para kazanmak için bile bile yanlış ağaç kullanmak. O yetmiyormuş gibi bir de çürüğünü. Bu arada açınca orayı doğru dürüst malzeme de kullanmadığını gördük.

İlk başta lokal görülüyordu çürükler. Ufak tamiratlarla altından kalkabileceğimi düşünmüştüm. Ama kalafat ustamızla beraber inceleyince hasarın, o bölgeye kalafat bile yapılamayacak kadar büyük olduğunu gördük. Sağ olsun onun tavsiyesiyle baba oğul Tayfun ve Batuhan Ömür ustalarla anlaştık ve onlar kayığı açınca bir de gördük ki, omurganın üstündeki akrebe kadar çürümüş. Omurga zaten büyük ölçüde süngere dönmüştü ama akrebin de en az yarısı gitmişti. O halde denize insem, hatta benim yapmayı düşündüğüm lokal amatör tamiratla bile olsa, kesin batardım. Diyorum ya bildiğiniz kötülük bu.
Bu elbette beni aşan bir işti. Teorik olarak nasıl yapılacağı belliydi ama atölyesiz ve deneyimsiz cesaret edebileceğim bir iş değildi. Çünkü ilk defa yapacağım bu işten hiçbir şekilde emin olamayacaktım ve zaten ne süratle yapabilecektim ne de eksiksiz ve hatasız olacaktı. Su kesimiydi burası, bir uzmana, yani işin ustasına gitmek gerekiyordu. Burada durdum anlayacağınız. Hazır da ona ayırabilecek üç, beş kuruş da tesadüfen vardı. En büyük şansımız da oydu sanırım.

Ustalar bana göre güzel iş çıkardılar. Kolay bir iş değildi. Kendilerine tekrar teşekkürler. Omurganın olduğu yeri tamamen boşalttıktan sonra ilk önce akrebi, sonra da yeni omurgayı yaptılar. Hepsi iki haftada bitti. Artık yepyeni bir omurgamız var, stres yapmadan denize inebileceğiz. Elbette bu en ideal omurga tipi değil ama eskisinden kat be kat iyi. Bir kere ağaç doğru ağaç. İşçilik de çok daha kaliteli.

Böylece en önemli sorunu aştık. Artık diğer işler, yine bana ilk defa olsalar altından kalkabileceğim işler. Zaten hiçbiri de teknenin kritik bölgesinde, su kesiminde değil. Tam yol devam.

Bu arada daha önce hiç bahsetmedim, şimdi anlatayım. O ilk ustanın bize yaptığı bu kötülük karşısında elbette biz de boş durmadık. Kayığı oradan aldıktan sonra onu mahkemeye vermiştik ve mahkeme, o ne kadar uzatmaya çalıştıysa ve keşif üstüne keşif istediyse de sonunda bizi haklı buldu ve davayı kazandık. Biz ilk kurbanı değilmişiz bu ustanın, sonra öğrendik ki sayı kabarıkmış. Sonuncu da olmadık ama sanırım dava açıp kazanan ilk biz olduk.

Para tabii pul oldu bu kadar sürede, alacağımız zararımızı karşılamaz ama olay paradan çok ilkeydi, böyle insanlara veya ustalara meydanı boş bırakmamaktı. Sonunda iyi ustaların, işini doğru yapanların da adı kötüye çıkıyor bu kişiler yüzünden. Ama maalesef bu yola giden az. Bizden sonra başka bir kurbanı daha oldu. Onlar da mahkeme düşünmüşlerdi ama sonra fazladan biraz daha para verip teknelerini almayı tercih ettiler. Yanlıştı tabii yaptıkları ama maalesef adalet süreci de çok hızlı çalışmıyor, insanlar bekleyemiyor. Sonunda orada da en azından manevi anlamda mutlu sona ulaştık. Yola devam. Kayık1934 - Timuçin Binder



Yorumlar