top of page

Boş arama ile 42 sonuç bulundu

  • Arma Nedir?

    Arma yelken çağının motorudur. Arma, arma diyoruz da bilmeyenler için nedir bu arma? Rüzgârın işe dönüştürülmesidir. Yelkendir sonuçta rüzgârı işe dönüştüren ama armasız bir yelken bayrak gibi dalgalanır rüzgârda, hiçbir işe yaramaz. Yelken işe yaramazsa, en iyi gövdeyi yapın fark etmez, o gövde hiçbir yere gitmez. Gövde kadar önemlidir arma. Arma, yelkenin kontrol altına alınıp rüzgâr enerjisinin işe çevrilmesini sağlayan aksam ve donanımların tamamıdır. Yani ipler, teller, direkler ve diğer çubukların belli bir sisteme göre düzenlenmesiyle yelkenlerin ve dolayısıyla rüzgârın kontrol edilmesi, özetle yelkenlerin bir yerlere tutturulması, monte edilmesidir. Motor da pek farklı değildir, kullanılabilmesi için bir yere tutturulması, monte edilmesi gerekir. Ama motorun kendi dairesi, makine dairesi varken, arma güvertenin tamamına yayılır, baştan kıça, aşağıdan yukarıya doğru. Motora yakıt gereklidir. Bir yerler kazılır o yakıtın hammaddesi çıkartılır, işlenir, depolanır, dağıtılır, sonra sizin tanklarınıza gelir. Yanınızda taşırsınız. Bir de para. Rüzgârı taşımazsınız. Etrafınızdadır. Bedavadır. Çıkartmak, taşımak, depolamak yoktur. Bir tek armayı kurmak için biraz zaman ve çok daha az para. Eğer modern ve pahalı armalara gitmeyecekseniz ve ellerinizle uğraşmayı göze alıyorsanız, bez, halat ve ahşap, ihtiyacınız o kadardır. Üç aşaması vardır armanın: İlk önce tasarım. Yelken alanını nasıl dağıtacağınıza karar vereceksiniz. Tek direk mi, çok direk mi? Nerelere yerleştirilecekler? Kıç mı, yoksa baş yelken alanı mı daha büyük olacak? Az sayıda büyük yelken düzeni mi, yoksa çok parçalı ufak yelkenler mi? Ardından, bir kez yerler belirlendikten sonra direkleri ve diğer aksamı ıstralyalar, çarmıhlar ve patrisalarla sabitleyeceksiniz. Armasına göre, çubuklar, serenler, gönderler, bumbalar, gizler, civadra ve bastonlar. Ayrıca bunlara makaralar, boğatalar, babalar ve koç boynuzları hazırlanacak. Tüm bunlara sabit arma deniyor. Son aşamada, yelkenler de dikildikten sonra, tüm bunları kontrol ve idare edecek donanımlar hazırlanır. Yine armasına göre, ıskotalar, kandilisalar, abliler, köstekler, borinalar, borinatalar, istingalar, mantilyalar, prasyalar vb gibi, çoğu palangalarla desteklenmiş donanımlar. Ve en sonunda da yelkenler fora. Kayık 1934 projesini desteklemek isterseniz, sitemize (kayik1934.org) abone olup Destek sayfasını inceleyebilir ve dilerseniz projemizde sizin de payınız olabilir, sizin projeniz de olur. Timuçin Binder

  • Kayık1934 ve Yelken Armaları

    Yelken çağı denizciliğinin en önemli unsuru haliyle yelken armalarıdır. Bugünün denizciliğinde motor neyse o dönemde de yelken arması odur. Vurgulamak istiyorum, yelken değil, yelken arması. İkisi aynı şey değil. Yelken arması bugünün yelkencisine bile hazır gelir ve çok kafa yormasına gerek yoktur. Ancak ciddi yelken yarışçıları performanslarını arttırmak için arma sorularına kafayı yoruyorlar. Yelken çağı denizcilerinin motorları olmadığından, manevralarının güç kaynağı sadece yelkenleridir. Bir yere demirlerken, bir yerden kalkarken, dar geçit ve boğazlardan geçerken ve daha birçok manevrayı yaparken her şeyi yelkenleriyle yapmak zorundaydılar. Kayık 1934 projesinde hedeflerimizden biri bu dünyayı anlamak. Bu amaçla çeşitli araştırmalar yapacağız. Amacımız sadece armaları değil, bu armalar kullanılırken yelken çağı denizcilerinin nasıl düşündüklerini, hareket ettiklerini, neler hissettiklerini de çalışmak. Yani bir tür denizcilik antropolojisi, günümüz deneyimleri üzerinden geçmişi anlamaya çalışan bir antropoloji. Eski armalar ve onların unsurlarını çalışacağımızdan, bir anlamda da denizcilik arkeolojisi olacak. Ama denizden bulup çıkarttığımız bir yelkenlinin unsurları üzerinden değil, bunların kendi yaptığımız benzerlerini bir replika olarak inşa ettiğimiz motorsuz yelkenlimizde kullanarak çalışacağız. (Birinci hariç fotolar Naftotopos sitesindendir.) Kayık 1934 projesini desteklemek isterseniz, sitemizin (kayik1934.org) Destek sayfasını inceleyebilir ve dilerseniz projemizde sizin de payınız olabilir, sizin projeniz de olur.

  • Kayık1934 ve Geleneksel Denizcilik Nedir?

    Kayık1934 projemiz her geçen gün biraz daha şekilleniyor zihnimizde. Sakoleva tırhandilimizin yapımı ilerledikçe yeni ihtimaller, yapılabilecekler beliriyor. Tanımlarımız, neye ne dediğimiz belirginleşiyor, hedeflerimiz netleşiyor. Daha çok düşünüyor, daha çok derinleşiyoruz. Projeye tekrar bakmakta yarar var dolayısıyla. Geleneksel denizcilik ve geleneksel yelkenliler projemizin temel konusu. Yerleşmiş bir terim ama ne kadar biliyoruz ne anlama geldiğini? Eski ve güzel ahşap yelkenlilerdir ilk anda aklımıza gelen. Tanımı böyle koyunca, projemiz de eski ve güzeli canlandırmak oluyor. Aslında bu daha ziyade klasik yelkenli tanımı. Kayık1934’ün konusu geleneksel yelkenliler ve bununla gelen denizcilik. Yani yerel ve insan. Geleneksel denizcilik modern çağın ürünüdür diye başlasam herhalde şaşırırsınız. Ondan öncesi değil mi dersiniz? Evet öyle ama geleneksel yakıştırmasını modern kavramı getirmiştir ve geleneksel denizcilik tanımı, modern denizciliğin, yani modern deniz araçları ve onlarla yapılan denizciliğin belirmesiyle ortaya çıkmıştır. Daha önce sadece denizcilik vardır. Bundan yüz yıl öncesine ve daha geriye gidebilseydiniz hiç kimsenin geleneksel kayık ve teknelerden veya geleneksel denizcilikten bahsettiğini duymayacaktınız. Ancak modern deniz araçları ve faaliyetlerinin belirmesiyle diğerlerini ayırmak için bu kavrama ihtiyaç doğmuştur. Nedir bu diğerleri? Her şeyden önce yerel olanlardır, o yere özgü deniz araçları, büyük ölçüde o yerin kaynaklarıyla, sunduklarıyla yapılan deniz araçlarıdır. Tasarım, malzeme ve teknoloji tamamen veya çok büyük ölçüde yereldir. Ve de büyük ölçüde insan emeğine, insan beden ve zihnine dayanan araçlardır. En ileri teknoloji makara, palanga ve ırgattır. Mekaniktir deniz dünyası. Bunları harekete geçirense insandır. Modern deniz aracı hem yereli hem de emeğini kullanan insanı devre dışı bırakır. Tasarım, teknoloji ve malzeme yerel değildir; dışarıdan gelir. Ama bu dışarı başka bir yerel, başka bir yerelin geleneksel teknesi de değildir. Olay değişmiştir. Süreçler herhangi bir yerelde çözülemeyecek kadar karmaşıklaşmıştır. Ağacı temin edip kendi teknenizi yapmak gibi değildir. Tasarım da, malzemeler de, kullanılan teknoloji de tek başınıza veya herhangi bir yerelde ulaşamayacağınız aşamalardan geçip gelir. Yerel denklemden çıkmıştır. Aynı şekilde insan da denklemin dışında kalmıştır. Bu aracı da insan kullanır ama çok basit bazı işler dışında payı çok azdır. Ne bedensel ne de zihinsel anlamda emek harcamasına gerek yoktur. Keyfine bakabilir ya da birkaç halata asılır, yelken vinçlerini çevirir veya yanaşırken manevra yapar. Yelkenlisi motorludur ve birçok araç ve donanımın güç kaynağı elektriktir. Biraz destek kötü bir şey değil elbette. Sorun da o değil zaten. Destek destek olarak kalıyor mu, yoksa yaşamlarımızı mı ele geçiriyor? Mesele bu. Özetle, modern deniz aracı veya yelkenli özünde bir müdahaledir, dışarıdan müdahale, yereli ve insanı devre dışı bırakan bir müdahale. Tabii müdahale deyince hemen olumsuz düşünmemeli ama kesinlikle düşünmek gerekiyor. Bu müdahale ne ölçüde olmalı, nereye kadar gitmeli? Yerelin ve insanın tamamen devre dışı kalmasına göz yumulabilir mi? Bir orta nokta bulmak gerekmiyor mu? Kayık1934 bunu tartışmak için geleneksel denizciliğe eğiliyor ve bir geleneksel yelkenliyi canlandırmaya çalışıyor. Her müdahalenin bir sınırı olması gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle de konu yerel ve insansa. İlk başa dönersek, geleneksel yelkenli sadece eski ve güzel değil, aynı zamanda yereli ve insanı öne çıkaran yelkenli ve denizciliktir. Geleneksel yelkenlide seyir bize bu ikisini hatırlatır, bu ikisinin yaşamlarımızdaki rolünün ne kadar önemli olduğunu gösterir. Geleneksel yelkenli yerel ve insandır, yerel insanın denizle buluşmasıdır. (Son ikisi hariç tüm fotolar Naftotopos sitesindendir.) Bu arada eğer projemizle ilgileniyorsanız, sitemizin (kayik1934.org) Destek sayfasını inceleyip takas-destek adını verdiğimiz yöntemle katkıda bulunabilirsiniz.

  • Postaları Bitirirken

    Tekrar merhaba. Bir süre ara verdiysek de paylaşımlarımıza, kayık ilerliyor. Teker teker postalar kesildi, biçildi ve yerlerine yerleştirildi. Çepeçevre sardılar kayığı. Kolay değil, gövdeye istenen şekli vermek için teker teker uğraşmak gerekiyor. Fotoğrafta görüldüğü gibi, postaların açı ve eğimleri baştan sona değişiyor. Kuşaktan kuşağa aktarılmış ölçüler. Tırhandil ölçüleri. Tırhandilimiz, kimimiz için olağandan geniş. İstisna değil bu genişlik. Tek bir türü yok tırhandilin. Üçe bir oran aslında bir “şehir efsanesi”. Böyle sabit bir oran yok. Geniş bir yelpaze söz konusu. Kabul edilen görüşe göre, yüzde 40-45’e kadar bir oranı kaldırabiliyor tırhandil. Dıştan hemen hemen tamamlandı ama daha sarıma geçilmeyecek. İçeride yapılacaklar var. İskeletin diğer bileşenleri gelecek: Istralyalar, akrepler, sotropo vb. Ancak ondan sonra sarılma aşaması, güverte ve en son da direk, baston, arma. Daha işimiz var. “Bir tırhandil doğuyor”. İlk bakışta projemiz sadece buymuş, bundan ibaretmiş gibi anlaşılıyor. Oysa bu sadece projenin başlangıcı. Proje geçmişten gelen bir tırhandilin yaratılması değil, sadece bu değil. Bunun çeşitli amaçlar için kullanılması. Bu nokta gözden kaçıyor. Sanırım bu konuya daha fazla eğilmem gerekiyor. Yarından itibaren biraz da bunu konuşalım.

  • Seyir Halinde Sakolevalar 1911-12 (Kısa Video)

    “Çünkü,” demiş Walter Benjamin, “bugünün dünyasının ilgilenmediği geçmişe dair her imge, geri dönüşü olmayacak şekilde kaybolma tehdidi altındadır.” Kayık 1934 projesi bir bakıma geçmişe yolculuk ya da geçmişin bugüne yolculuğu. Projemizin, Geleneksel Denizcilik Araştırmaları ardındaki temel ilke Walter Benjamin’in düşüncesinden farklı değil: Geçmişin tamamen kaybolmasını önlemek. Kimisi tamamen geleceğe dönüktür. Kimisiyse geçmişe gömülüp kalmıştır. Oysa her ikisini uygun şekilde bir araya getiren üçüncü bir seçenek de mümkün. Bir tür arkeolojik kazı da denebilir bir zamanlar yaygın şekilde var olmuş sakolevalara olan ilgimize ve de temsil ettikleri tür denizciliğe. O dönemi anımsayan, o dönemi anlatabilecek kimse yok artık. En son 1930’larda var olmuşlar ve bugün en yaşlılarımızın çocukluk anıları genelde 1930’ların hemen sonundan ya da 1940’ların başından başlıyor. Gerisi artık tanıksız kayıp bir dönem. Dolayısıyla, her fırsatı değerlendirmek gerekiyor. Tesadüfen böyle bir fırsat geçti elime. 1911-12 İtalya-Osmanlı savaşına dair İtalyan arşivlerinde sakolevaları seyir yaparken gösteren bir filmle karşılaştım. Araştırmalarımız açısından çok değerli. Sonuçta hedeflerimizden biri sakoleva yelkeni geri getirmek. Fotoğraf çok var da sakolevaları seyir halinde gösteren film yok. Filmde sakolevaları gösteren kısımları kesip sakoleva araştırmalarımız için ufak bir video kaydı yaptım. Hangi ada emin değilim ama İtalyanlar savaş sırasında Oniki Adaları işgal ettiklerinden, bizim bölgemizdeki (Bodrum) adalardan biri olmalı. Hatta Kalimnos olması muhtemel. 1930’lar Bodrum’undan fotoğraflarda da sakolevalar var. Dolayısıyla, bölgenin denizcilik kültürüne dair önemli bir belge bu. Ha “ne gerek var bu geçmişi bilmekte,” diyenler çıkabilir. Onu da başka zaman tartışırız. Şimdilik yaşamlarımıza derinlik ve zenginlik katmak için demekle yetineyim. Bugünlerde yaşadığımız toplumsal krizlere bakınca, bu ikisinin her zamankinden daha gerekli oldukları görülüyor.

  • Formadan Ara Postalara

    En son ana postaları/eğrileri bitirmiştik. İki bodoslama arasında toplam on postamız olmuştu. Ama aşağıdaki fotoğraflarda görüldüğü gibi, her iki posta arasına iki posta daha gelmesi gerekiyor. Yerleri hazır. Bir de her iki bodoslamaya eklenecek çok daha ufak postalar var. Yani daha epey posta var yapılması gereken. Ara postalar ana postalardan farklı yapılıyor. Ana postaların biçimleri yarım modelin üzerinde belirlendikten sonra bunlar salanın üzerine taşınmış ve burada bire bir boyutlarda şablonları çıkartılmıştı. Ardından bu şablonlardan gerçek postalar yapılarak omurga üzerindeki yerlerine yerleştirilmiştiler. Ara postalar için artık bu işe gerek yok. Onların ölçüleri salada çıkartılmıyor, ortaya çıkmış gövdenin iskeletinden alınıyor. Ama bunu yapabilmek için ilk önce forma çekilmesi gerekiyor. Forma çekmek, tüm postaları baş bodoslamadan kıç bodoslamaya çıtalarla birbirlerine bağlamak demek. Bu çıtalar omurganın biraz üstünden başlayarak kayığın en üst son hattına, yani küpeşteye kadar en az dört, beş sıra çekiliyor. İki sebeple çekiliyor forma. Birincisi, ana postaların birbirleriyle uyumlu olup olmadığı görülüyor. Sorun varsa bu aşamada gerekli düzeltmeler yapılıyor. İkincisi, bir yüzey yaratılmış oluyor ve bu yüzey diğer postaların biçimlerinin belirlenmesinde kullanılıyor. Nasıl? İlk önce omurga boyunca uzatılmış forma çıtalarının üzerlerine, bu sefer de posta yataklarından başlayıp diklemesine en son forma çıtasına kadar giden posta çıtaları çakılıyor. Forma çıtalarına çakılan bu posta çıtaları oralara gelecek gerçek postaların şablonları oluyor. Bundan sonraki aşama bu şablonun ölçülerini içeriye atölyeye aktarıp aslını yapmak. Bunun için omurganın merkez çizgisinden en üstteki forma çıtasına düz bir tahta uzatılıyor. Biraz enli olması gerek bu tahtanın, çünkü üzerine ucu sivri ufak çıtalar çakılacak. Bu çıtaların sivri uçları posta çıtasına temas ettiriliyor. Bu şekilde tepeye kadar aralıklarla çakılan bu çıtalar sayesinde postanın biçimi çıkartılıyor. Aynı işlem hemen yandaki diğer ara posta için de yapılıyor. Bu sayede iki ana postanın arasındaki ara postalar aynı anda tamamlanmış oluyor. İşlem bitince bu çiftli şablon aktarma düzeneği içeri götürülüyor ve bu şablonlardan asıl postalar yapılıyor. Sonra da bunlar getirilip yerlerine yerleştiriliyor. Fotoğraflarda dikkat ederseniz her posta farklı. Bu kayıkları genelde hep deniz üzerinde gördüğümüzden, su üstü görünümleri daha çok yerleşir kafamıza. O yüzden de tırhandili genelde sadece baş ve kış bodoslamalarına bakarak tanımlarız. Oysa su altı kesimi çok daha önemlidir ve bu bodoslamalara bakarken unutulan en önemli kısım tırhandilin karnı, gövdesinin karınlı olmasıdır. Yani su altı hacminin, tırhandili tırhandil yapan çizgilerle iki bodoslama arasında dağıtılmasıdır. Bu dağıtım, postalarla sağlanır. Postalarla oynayarak suyun temas edeceği yüzeyi öyle ayarlarsınız ki, bir yandan suyun baştan kıça arzuladığınız gibi akmasını sağlarken, diğer yandan da bu yüzeyi belli yerlerde şişirerek oralarda suyun kaldırma gücünü daha etkili kılarsınız. Böylece kayık daha az yalpaya düşer ya da daha az baş-kıç yapar, nasıl davranmasını istiyorsanız. Örneğin, eğer kayığınızda motor varsa, bunun yaratacağı bir ağırlık söz konusudur ve bu yüzden bu bölgeyi biraz daha şişirip orada suyun kaldırma gücünü arttırmanız gerekecektir. Ya da kıçın daha az batmasını tercih ediyorsanız, buradaki postaları genişletirsiniz. Ama tabii her gövdenin kendine göre çizgileri olduğunu unutmamak gerek. Örneğin, tırhandilin kıçındaki postaları çok fazla şişirirseniz kıçta çok daha fazla kaldırma gücü sağlarsınız ama o gövde artık tırhandil değil, başka bir şey olacaktır. Ya da gövdenin karnını daha düzgün bir eğriye dönüştürerek akışın gövdeden koptuğu noktanın daha erken veya geç gerçekleşmesini sağlayabilirsiniz. Burada bilimsel açıdan en ideal biçimi de yakalayabilirsiniz ama o zaman o gövdenin türü değişir. Örneğin, tırhandil karınlı olduğundan, o kopma noktası daha erkendir. Arzulanan, bu kopmanın mümkün olduğunca geç gerçekleşmesidir ve karını daha ufaltarak ya da daha düzgün bir eğriye dönüştürerek bu sağlanabilir ama o zaman ortaya çıkan gövde tırhandil değil, başka bir şey olur. Yine de sırf baş ve kıç bodoslamaların biçimlerinden dolayı bu gövde tırhandil olarak tanımlanacaktır. Oysa tırhandili tırhandil yapan en önemli özellik kaybolmuş ve değiştirilmiştir. Burada elbette tek bir oran değil, bir aralık söz konusudur. O aralıkta kalındığı sürece o gövde tirhandill özelliğini korur. Kayık 1934 projesinin deneysel çalışmalarının bir kısmını da Ege’nin bu en özgün gövdesiyle ilgili bu tür soruları yanıtlamak, bunlara kafa yormak oluşturacak. Bu bir maket yaparak su tankı testleriyle de araştırılabilir. Ama biz bu amaçla çeşitli seyirler düzenleyerek bir de tırhandil gövde biçiminin çeşitli yelken armalarıyla tepkilerini araştırıp diğer araştırmacılar için kayda geçireceğiz. Eğer başarılı olursak, kim bilir ileride başka gövdelerle de yapabiliriz bu çalışmaları. Bu da tabii bir parça da alacağımız desteğe bağlı. Bu arada projemizi desteklemek isterseniz, şu anda Fongogo kitlesel fonlama sitesinde bir destek kampanyası yürütüyoruz. Oradan bizi bağışlarınızla destekleyebilir, böylece bu çalışmalarda sizin de payınız, sizin de adınız olabilir. Az veya çok önemli olması da önemli değil. Sonuçta bu kampanyanın ana fikri, küçük desteklerle büyük sonuçların gerçekleşmesi. https://fongogo.com/Project/kayik-1934 15.01.2021

  • Ana Postalar Biterken

    En sonuncu ana postayı, kıç bodoslama postasını yerleştirirken. Kayığımızın son ana postası da yerleşti. Omurga üzerinden başlamıştı postaların yerleştirilmesi. Sonra sıra baş ve kıç postalara geldi. En son kış bodoslama postasının da yerleştirilmesiyle süreç tamamlandı. Kayığımızın (tırhandilimizin) baş postaları. Kayığımızın (tırhandilin) baş bodoslama postaları. Kayığımızın (tırhandilin) kıç postaları. Şimdi forma aşaması geldi. Yarım model ve ilk önce şablon iskelet yöntemiyle yapılan kayıklarda/teknelerde forma çıkartmak, ana postaların baştan kıça çıtalarla birleştirilmesi anlamına geliyor. Bu çıtaların ortaya çıkardıkları çizgiler sayesinde diğer ara postalar yapılacak. Yani bundan sonraki postaların ölçümleri kayığın ortaya çıkmış baş-kıç hatlarından çıkartılacak. Dolayısıyla önümüzdeki aşama diğer postaların tamamlanması olacak. Ana postalarıyla kayığımız (tırhandil). Kayığımızın yapımı sürüyor. Biz de kayığımızın diğer ihtiyaçları için bir destek kampanyası başlatacağız pek yakında. Bugüne kadar biraz destek ama ağırlıklı olarak kendi birikimimizle yol aldık. Artık desteğinize ihtiyacımız olacak. Dolayısıyla, böyle bir projenin parçası olmak isteyenler için bir destek kampanyası başlatacağız. Az veya çok gönlünüzden ne koparsa. Sizin de payınız olsun bu güzel projede. Timuçin Binder

  • Kayık 1934 Tırhandilinin Postaları

    Kayığımız ilerliyor. Mehmet Usta son derece özenerek çalışıyor. Hiçbir şeyi aceleye getirmiyor. Sağlamlık ve yüksek manevra gücü önceliklerimiz. Sadece yelkenle gideceği için gövdenin, yani tırhandilimizin manevra yeteneği özellikle önemli. Yekeye süratle cevap vermeli kayığımız ve olabildiğince dar alanda dönebilmeli. Sağlamlık ise her zaman iyi bir şey. Her türlü denize hazır olsun. Şu anda postalar yerleştiriliyor. Fotoğraflardan da görüleceği gibi, bir kısmı gerçek, bir kısmı da şablon postalar. Usta, diğerlerini formayı çektikten sonra yapacak. Yine fotoğraflardan görüleceği gibi postlar arasında ikişer posta yeri daha var. Şu anda yerleştirilenler ana postalar. Forma çekildikten sonra diğerleri de yapılarak yerleştirilecek. Postalar tamamlandıktan sonra da sarma aşaması başlayacak. Bu arada yavaş yavaş armaya da hazırlanmak gerekiyor. Her şey yolunda giderse ben de bu hafta arma planı üzerinde çalışmaya başlayacağım. Timuçin Binder

  • Kayığa İlk Astar

    Ve boya işlerimiz de başladı. Henüz sadece postalara, kemerelere ve diğer bileşenlere kaba astar. Aslında bir parça da antrenman. Kayığımız 1930’lar ve öncesini canlandıracağı için o dönemdeki gibi boyalı ve çok renkli olacak. Yani epeyce boya işimiz var. Ama vernik olmayacak. Çünkü o dönemde yok. Dolayısıyla, bu ilk astar ileriki günlere hazırlık oldu, biraz kaslarımızı açtık. Sonuçta projemizin ana temalarından biri katılımı özendirmek, bu işleri gönüllülerle yapmak. Bana yardıma gelmiş arkadaşlar zaten projemizi parasal olarak da desteklediler. Şimdi de fiziksel destekliyorlar. Böylece ileride gezecekleri kayıkla da daha kişisel bir ilişki kuruyorlar. Asıl hedef kayığın içinin astarlanmasıydı. Ama yanlışlıkla bazı postaların dış yüzeyleri de boyandı. O daha sonra olacak. Her yeri bitiremedik, pazartesi devam.

  • Sarmanın İlk Adımı: Tasar

    Yerleşme faslı bittikten sonra asıl konuya döndüm: kayığın sarılması. İskeleye son ustamız başlamıştı zaten. Onu şimdilik olduğu gibi bırakıp sancağı da aynı seviyeye getirmeye karar verdim. Sarmanın ilk aşaması postaları uygun hizaya getirmek. Bunun için ilk önce bir bodoslamadan diğerine ipler geriyorsunuz. Böylece hangi postaların oyunbozanlık ettiğini anlamaya çalışıyorsunuz. Buna tasar yapmak diyor ustalar. Niye hizayı bozmuş bazı postalar diye sorabilirsiniz? O ustanın en başta postaları yerleştirirken ne kadar titiz çalışıp çalışmadığıyla ilgili. Tabii illa ki bazı sorunlar çıkacaktır. Özellikle ağaçlar yaşsa. Yine de bu sorunu en aza indirmenin yöntemleri var. Ama gördüğüm kadarıyla bir, iki yerde doğrudan usta dikkatsizliği. Benim durumumda kayığın hem başında hem kıçında hem de su kesimin altında ortalarda hizaya getirilmesi gereken postalar var. Fotoğraflarda iyi kötü belli oluyorlar. En çok kıç uğraştıracak. Diğerleri daha makul düzeyde. Ya rendeleyeceğim ya da parça ekleyeceğim. Eklemeyi çok tercih etmiyorum ama yapacak bir şey yok. İlk usta düzgün iş çıkartmamış. Keşke biraz özenseydi de ben amatör halimle uğraşmasaydım. Kayık1934 - Timuçin Binder

  • Üçüncü ve Son Başlangıç

    Ne macera oldu şu ana kadar kayık projesi, ne yolculuk! Her şeye rağmen, tüm zorluklara rağmen ilerliyor. Bazen durup düşünüyorum, ne bu diye. Bir takıntı, bir saplantı mı? Yoksa bir direniş mi? Neye direniş? Gece kayıktan Her ne ise, kayık ilerliyor. Uzun bir ara vermiş gibi gözüksem de bu ara bir hazırlıktı, bir bakıma oyunun son perdesine hazırlık. Son usta sorunundan sonra kayığı bitirme işi bana kalınca, belki de baştan beri böyle olmalıydı, bilemiyorum, haliyle bir süre kendimi eğitmem gerekti. Yabancısı olduğum bir konu olmasa da, ne de olsa bu işin etrafında büyüdüm, yine de işin inceliklerini öğrenmek için bilfiil çalışmak gerekiyor. Denizci olmasına oldum da, hiçbir zaman kayıkçı değildim. En fazla yakından gözlemciydim. Taşıdıktan sonra. İskele tarafındaki sargı son ustadan. Sağ olsun Giresun’dan Murat Gül Usta kalktı geldi. Hem arkadaşım hem de de projenin destekçisi olarak “beraber başlayalım, sen sonra devam edersin”, dedi. Yedi, sekiz gün çalıştık. Çok yararlı oldu benim için. Bir şeyin teorisini bilmek başka, ellerinle işe girmek başka. Murat Usta’ya çok teşekkür ediyorum buradan. İnsan sözünü tutmayan ustalarla karşılaştığı gibi, Murat Usta gibi hiç gerekmezken, tamamen gönüllü, yardım elini uzatanlarıyla da karşılaşıyor. Murat (Gül) Ustayla başlangıç. Beraber alttan üç sıra sardık. Murat Usta Giresun’a döndükten sonra çalışmaya devam ettim. Kendi başıma öğrenme konusunda hiç fena değilimdir. Ufak denemeler yaparak biraz daha geliştirdim kendimi. Ardından asıl işe giriştim. Elbette yıllardır bu işe gönül vermiş ustalarla karşılaştırmıyorum kendimi. Zaten bence hiçbir şeyde karşılaştırmamalı insan kendisini. En iyisini yapmaya çalışırsın o kadar. Ve kayığı en son getirdiğim nokta. Ama sanırım bu işe çok yeni başlamış bir amatör olarak fena bir iş de çıkartmıyorum. Hatalar her zaman oluyor ve benimkiler de bu işe yeni başlayan biri olarak daha fazla olmalı. Giderek azalacaktır bu hatalar her çaktığım maderle ama en önemlisi kayık durmadı, devam ediyor. Direnmek işte. Belki de hayatın, yaşamanın, canlı olmanın özü tam da burada: Direnmek. Bırakmamak. Alttan iki mader daha, üstten de göründüğü kadar şimdilik Tabii her seferinde en az bir kayık gönüllüsüyle birlikte. Onlara da ayrıca teşekkürler.

Kayık1934'ü takip etmek için 

Teşekkürler

Tel: 0537-471-0029

Kayık1934'ün ikinci temel emekçisi: Özlem Yeşilada Binder
Yelkenlimizin Yapımına Bedenen Katkıda Bulunanlar

(Ayrıntılı Teşekkürler için bakınız.) Aslı Parlak, Aşkın Karaduman, Bülent Yükselen, Can Karahasan, Devrim Doruk, Ebru Çavuşoğlu, Esin Tekin, Gökhan Yılmaz, Gökay Şenavcı, Haluk Kuşakoğlu, Leyla Yıldız, Muhittin Erkut, Murat Gül, Özlem Yeşilada Binder, Silvana Ege Binder, Songül Yılmaz, Zeynep Dinçer

Kayık1934'e Çeşitli Şekillerde Katkıda Bulunanlar 

(Ayrıntılı Teşekkürler için bakınız.) Eski Bodrum Belediye Başkanı ve Şimdiki Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Eski Bodrum Belediyesi Zabıta Müdürü Deniz Özyıldız, Eski Bodrum Belediyesi Güvenlik Amiri Serkan Kanik, Bodrum Deniz Müzesi Müdürü Selen Cambazoğlu, Ali Dokur, Ali Şenavcı, Ali Şengün, Barbaros Ergene, Bilal Karataş, Cana Üngün, Cem Gür, Çetin Akıncı, Deniz Kılıç, Devrim Devecioğlu, Erol Kurutaş, Fatih Avcu, Gonca Alpan Tursoy, Gökay Şenavcı, Haluk Bener, Hamdi Yörür, Kaan Kurutaş, Mehmet Uyargil, Murat Gül, Mustafa Özkeskin, Nacı Arıcı, Naftotopos.gr, Oğuzhan Ulutaş, Tanıl Tuncel, Thanasis Giannikos, Yaşar Anter, Yusuf Civelekoğlu, Zehra Denizaslanı

Kayık1934'e Maddi Katkıda Bulunan Destekçilerimiz - 123 kişi

Ahmet Demirel, Ali Boltaç, Ali Hakan Albayrak, Ali Sadık Boltaç, Ali Şengün, Arslan Ziylan, Aslı Parlak, Aslı Yurdanur, Aşkın Karaduman, Aycan Kan Ülkü, Aydın Evren Özol, Ayşe Sevinç, Azade Uslu, Behiye Zeynep Aktoğu, Beykan Askan, Burak Dikmenoğlu, Bülent Yükselen, Cahit Arseven, Can Karahasan, Canan Yurdacan, Candan Uca, Cem Turgay, Cemile Turgay,  Değer Altunay, Deniz Boltaç, Devrim Doruk, Ebe Suzan Öztürk, Ebru Çavuşoğlu, Elif Özgen, Esma Doğan, Feyha Karslı, Filiz Askan, Filiz Yavuz, Firuzan Güney, Fuat Aksun, Füsun Bumin, Gamze Özer, Gizem Yurdanur, Gonca Arayıcı, Gökay Şenavcı, Gökçe Altunay Solmaz, Gökhan Kahraman, Gülin Demirok, Gürkan Güney, Güzide Akkün, Haluk Bener, Halikarnaslı Çocuklar - Zeytin Taneleri Kütüphanesi - Bodrum Kent Kütüphanesi, Haluk Kuşakoğlu,  Handan Karakaş, Hüseyin Peker, Ilgaz Doğrul, İpek Boltaç, İsmail Doğan, İştar Gözaydın Savaşır, Jale Alpay, Jale Pasinli, Kaan Kurutaş, Kadiroğlu Salih Öztürk, Kebire Yıldız, Lale Ak, Lale Ferenc Smekal, Leyla Yıldız, Livio Manzini, Marion Feildel, Matthias Müller Senti, Mehmet Kütükoğlu, Mehmet Uyargil, Metin Göncü, Metin Hekimoğlu, Murat Gül, Murat Necioğlu, Murat Özkan, Mustafa Cem, Mustafa Paşalı, Mübeccel Yalçın, Müjgan Bener, Nazan Kemal Gökcan, Necibe Öztürk, Nesip Tolun, Nil Tütüncü, Nuran Akkılıç, Oğuzhan Ulutaş, Olcay Özgül, Osman Can Özcanlı, Osman Özkan, Oya Balkanlı, Oya Yeşilada, Ömer Karahan, Peyman Arpacılar-Köllhofer, Recep Perk, Rengin Binder, Reyhan Alpay, Reyhan Bayındır Gönenç, Rıdvan Demirok, Romain Narcy, Ruşen Germirli, Saadet Coşkun, Sabahaddin Bilsel, Sabahat Hawker, Saliha Düzel, Samer Atasi, Sedef Kaynarkan, Sercan Çağlar Erel, Seval Yeşilada Akbaş, Sevil Bilgenoğlu, Sevinç Gülsayın, Songül Yılmaz, Şule Kükrer, Tankut Ülkü, Tarkan Kahvecioğlu, Tümay Altınsoy Değirmenciler, Utku Özgür Ünlü, Vahdet Ünal, Vedat Zincir, Volkan Demirkan, Yaşar Yılmaz, Yaşare Kılıç, Yerten Kalfa, Yıldıray Özmen, Yücel Yılmaz, Yücel Ziylan, Yüksel Aymaz, Zeynep Dinçer

Kayık1934'e Malzeme Katkısında Bulunan Destekçilerimiz - 10 kişi

Ahmet Kurt: Bir adet krom admiralti demir, Ahmet Parsoy: Bir adet admiralti demir, Ayhan Güneysu: Atölye için elektrik kablosu, Devrim Doruk: İki büyük ve bir küçük güneş paneli, cankurtaran yelekleri ve biraz halat, Haluk Kuşakoğlu: Kontrol kutusuyla 1 büyük güneş paneli, İş aletleri, Mehmet Çavaş: Bir adet pulluk demiri, Metin Göncü: İş aleti, Murat Gül: Altı adet çift dilli makara, İş aletleri Nedim Karakartal: 100 kg'lık tonoz, Salih Bingül: Pusula Zehra Denizaslanı: Bir makara halat

Kayık1934'e Lojistik Katkıda Bulunan Kurum veya İşletmeler
bodrum-belediyesi-logoB.jpg
BDMingB.jpg
Girit_Dernek.jpeg
Milas Belediyesi.jpg

Logo sırasıyla: Bodrum Belediyesi, Bodrum Deniz Müzesi, Bodrum Girit ve Yunanistan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği, Milas Belediyesi

Kayık1934'e Maddi Katkıda Bulunan Kurum veya İşletmeler
Bodrum-Der.jpeg
main_logo_bottom.png

Logo sırasıyla: Bodrum Kültür Turizm ve Dayanışma Derneği, Arka Ristorante Pizzeria

bottom of page